20 Şubat 2020 tarihli Resmi gazetede yayınlanan 7221 nolu kanun değişikliği ile Türkiye genelinde Hmax serbest uygulamasının kaldırılması gündeme geldi. Her ne kadar herkes tarafından Elazığ depreminden sonra yapılan bir uygulama olarak gözükse de, kanun değişikliği daha önceden hazırlamış AK Parti Grup Başkan Vekili Mehmet Muş tarafından 13 Ocak 2020’de açıklama yapılmıştı. 24 Ocak 2020’deki depremden önce yapılan açıklamada “Yatay mimari olarak dile getirdiğimiz uygulamanın yer bulması amacıyla, bundan sonra binalar istedikleri kadar yukarı gidemeyecekler.” sözleriyle değişikliğin amacı belirtilmişti.
Kanun değişikliğinin akabinde eklenen geçici madde ile yükseklik serbest olan yerlerde 1/7/2021 tarihine kadar meclis kararı ile plan değişiklikleri yükseklik belirlenmeden yapılara ruhsat düzenlenmesinin önü kapandı.
Malatya Büyükşehir ve İlçe Belediyeleri ise meclis toplantılarını kısa sürede yaparak mart ayının başında yükseklik ile ilgili kararını açıkladı. Bu karara göre ilimiz genelinde yüksekliği 36,50 m geçen yapılara izin verilmeyecek. Bu karar gerçekleşen deprem vesilesiyle birçok kişi tarafından desteklenmiş hatta az bulunmuş olabilir. Fakat bu kararın ne kadar teknik kişi tarafından araştırılarak alındığı ve desteklendiği büyük bir soru işareti.
Bilindiği üzere ilimizde birçok imar parselinde Hmax serbest uygulaması yıllardır uygulanıyor. Bu güne kadar onaylanan projelerde 18 kata kadar müsaade edildiği 14-15 katlı binalar olduğu aşikârdır. Bu yapılan binaların hiç biri depremde hasar almamıştır. Zira deprem gerçeğine teknik açıdan bakıldığında kat sayısı ile oluşacak hasarın bağlantısı yoktur. Binalarda oluşacak hasar yönetmeliklere aykırı projeler, projelerine uygun olmayan yapılar, standartlara uygun olmayan malzemeler, iyi etüt edilmemiş zeminler ve binalara sonradan verilen zararlar ile ilgilidir. Depremin merkezi Elâzığ’da 23 katlı bina bulunmaktadır ve hasar almamıştır. Ülkemizden çok daha şiddetli depremler olan Japonya kat azalmak yerine mühendislik çözümlerini tercih etmiştir. İlimizde iyi mühendislik çözümleri ile zemin emniyeti yeterli olmayan yerlerde 12 katın üstünde yapılar yapılmış depremde en ufak bir hasar almamıştır. Bunlar göz önüne alındığında kat sayısını yapı güvenliğine etkileyen bir unsur haline getirmek yapılan mühendislik hizmetlerini inkar etmek anlamını taşır.
20 Şubat 2020 tarihinden imar konunun çeşitli maddelerin yapılan tüm değişiklikler göz önüne alındığında AK Parti Grup Başkan Vekili Mehmet Muş’unda ifade ettiği gibi imar kirliliğinin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Kanun değişikliğinin amacı deprem olmasıyla birlikte farklı yönlere kaymış ve kat sayısının sınırlandırılmasını isteyen yönetmelik kat sayısının azaltılması olarak anlaşılmıştır.
Malatya’da belediyeler tarafından alınan bu karar bir çırpıda uygulamaya konmuş, adeta parsel sahiplerini ve müteahhitleri bıçak gibi kesmiştir. Geçmişte yapılan kat karşılığı anlaşmalar ve imar durumuna göre yapılan satışlar hepsi bir anda boşa çıkmış ve birçok mağduriyet oluşturmuştur. Belediyelerin almış olduğu bu kararda ne meslek kuruluşu odalarından ne de bu işin içinde ki derneklerden herhangi bir mağduriyet oluşup oluşmayacağına dair fikir alınmamıştır. Karar alınırken konut parsellerinde 12 kat olarak düşünülen yükseklik, ticari parseller için dükkân yüksekliği devreye girince 11 kata düştüğü bile göz önüne alınmamıştır. Bu nedenle alınan karar geçmişte anlaşma yapan kişileri mağdur ettiği gibi gelecekte de yeni mağduriyetler oluşturacaktır. Özellikle çok hissedarlı arsalarda yıllarca süren sözleşme süreçleri kat sınırlamasıyla nafile verilmiş bir emeğe dönüşmektedir. Blok sayısını artırma imkanı olan parsellerde sorun çözülmüş gibi görünse de noter anlaşması ile daire dağılımı yapan kişilerin sözleşmelerini yenilemesi gerekmektedir. İlimizin yeni yapılaşma alanı olarak bilinen karakavak bölgesinde 100 civarında hissedarı olan parseller bulunmaktadır. Bu parsellerde sözleşmelerin yenilenmesi aylar hatta yıllar sürecektir. Kararın en çok etkilediği ve mağdur ettiği kesim ise parselinde ikinci bir bloğa yer olmayanlar olacaktır. Kat azalmasından dolayı aşırı derecede büyük daireler ortaya çıkacak, maliyetler artacak, arsa sahibi ile yapılan daire dağılımları bozulacak ve dairelerin satışı çok zorlaşacaktır.
Mimari estetik açısından da 15 katlı bir binanın yanına 12 katlı bina yapmak hoş karşılanmaz. Cadde ve sokakların tamamında eski yapıların kat sayıları dikkate alınmalıdır. Cadde siluetleri bir aşağı bir yukarı olmadan sabitlenmelidir.
Bütün bu mağduriyetlerin giderilmesi için gelen taleplere göre ada bazında düzenlemeler yapılarak mevcut yapıların katları göz önüne alınıp, cadde ve sokakların silueti bozulmadan yeni kat yükseklikleri belirlenmeli ve kimsenin hak kaybı yaşamaması sağlanmalıdır.



