Ülkemizde son yüzyılda yaşadığımız deprem facialarını değerlendirdiğimizde 81 vilayet arasında en büyük talihsizliği Malatya yaşamıştır. Verilere baktığımızda Erzincan, Düzce, Van, Gölcük, İzmir, Sivrice, Bingöl ve Kahramanmaraş depremlerinde birçok şehrimiz yıkılmış ve binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Bu depremler Türkiye'nin farklı farklı bölgelerinde gerçekleşmiş olup büyüklüğüne göre kendi içinde kentlere kalıcı ve geçici hasarlar oluşturmuştur. Yıkımlara baktığımızda ise son beş yılda üst üste farklı ve bağımsız depremler görüp yıkım yaşayan tek şehir Malatya’dır. 2020 yılında Sivrice depremiyle, 2023 yılında ise Kahramanmaraş depremleriyle üst üste yara alarak hem yapıları yıkılan hem de kalifiye insan nüfusunu göç yoluyla kaybeden tek şehir yine Malatya’dır.  

Sivrice depremi, Elazığ ve Malatya olmak üzere iki şehrimizi etkilemişti. 6 Şubat’ta ise Elazığ ciddi yıkım görmedi ama Malatya'nın yapı stoğunun %40'ı yıkıldı veya ağır hasar aldı. Yani farklı farklı büyük depremleri üst üste yaşayarak aynı yerden yara alan tek şehirdir Malatya. En büyük talihsizliğimiz de budur. Sivrice depreminden sonra ders çıkarıp şehrin kentsel dönüşümünü hızlandırarak olası başka bir depreme hazırlamış olsaydık bu yarayı almış olmazdık. Nitekim Elazığ, bu dönüşümü gerçekleştirdiği için 6 Şubat’ta yara almadı. Vatandaşlarımızın bu gerçeği unutmaması ve tarihten hesap sorması gerekmektedir. Yapılan yanlışlar veya umursamazlıklar kesinlikle cezasız kalmamalıdır.

6 Şubat sonrası bizler fazlasıyla uyarılarda bulunarak yeniden inşa edilecek olan şehrin doğru planlaması adına elimizden gelen her şeyi yaptık. Bazen tesir edebildik, bazen umursanmadık. Bu umursamamazlıklar veya rant arayışından kasıtlı kulak kapamalar her ne kadar Malatya'nın planlamasının ciddi ve kalıcı hasar almasına sebep olsa da sevindiğim konular da var. Hatalı planlama olsa bile eski yapı stoğunun dönüşümünün gerçekleşmesi noktasında ciddi yol katedildiğini ve artık olası bir yeni depremde bu denli ciddi bir yıkımın gerçekleşmeyeceğinin de farkındayım. Benim teselli bulduğum en önemli konu budur.

Sivrice depreminden sonra üstünde durduğum ve dile getirdiğim 5-6 mahallenin 6 Şubat’ta yerle bir oluşu ve en çok ölümlerin buralarda gerçekleştiğini biliyoruz. Söylediğim gibi böyle bir durumla bundan sonra yaşayacağımız büyük depremlerde bu denli bir yıkımla karşılaşmayacağımızı söyleyebilirim. Eski çarşı merkezden tutun hemen hemen tüm ilçelerimizde her yer şantiye alanına dönmüş durumda. Özelliklede maddi imkânsızlık yaşayan vatandaşların yaşadığı ve teknik olarak ömrünü tamamlamış eski yapı stoğunun olduğu bölgelerin tamamına yakını temizlenerek daha sağlam ve güvenli yapılar inşa ediliyor. Devletin gücünü ve hızını şahitlik ederek öğrendik. Keşke devletimiz bu gücü kullanırken yerel yöneticilerinde bireysel hesaplarının olmadığı, daha yaşanabilir ve özlem duyduğumuz yeni Malatya'nın planlaması daha dikkatli ve titizlikle yerel paydaşlarla birlikte hazırlanmış olsaydı. Doğru planlama ve uygulama aynı anda gerçekleşseydi felaketi fırsata çeviren bir şehir olarak geleceğe daha umutla bakan ve hızla büyüyen, göç veren değil vasıflı göç alan bir şehir olabilecektik. Maalesef bu şansı kendi elimizle tepmiş olduk. Ama dediğim gibi projesiyle, planlamasıyla her ne kadar kötü projeler yapılmış olsa da statik olarak yeni bir depremde yıkımın en az olacağı şehirlerden biri olmak tek tesellimdir.

Her ne kadar binalar hızla yükselse de psikolojik travmalarımızın iyileşmesi ve sosyal yaşamımızın yeniden hızlanması çok önemlidir. Sadece beton binaların yapılmasıyla deprem psikolojisinden çıkabilmemiz mümkün değil. İl dışına giden ve Malatya'ya tekrar dönmek için fırsat kollayan on binlerce vatandaşımız var. Dönüş düşüncesinin artırılması ve sürecin hızlandırılması için özellikle belediyelerimize büyük sorumluluk düşüyor. Hayata geçirilecek önemli sosyal projelerle deprem travması silinmeye başlanacak ve yeni bir Malatya vizyonu ortaya konarak kenti çekim merkezi hâline getirmemiz gerekiyor. Yapılan yatırımlarla sosyal projeler bu açıdan aynı ehemmiyete sahiptir. Genç nüfusun keyifle katılmak isteyeceği birçok proje türetilebilir mesela. Belli kesimler tarafından eleştirilse de konserlerin düzenlenmesi gayet yerinde bir karardı. Katılımın çok yüksek olduğu bu projenin doğruluğunu teyit etmiş oldu.

Her alanda birbirine paralel olarak yürütülmesi gereken etkinlik ve projelere yerel STK'ler, dernekler, siyasi partiler de el ele vererek desteklemeli ve birliktelik ruhunu ortaya koyarak insanlarımızın inancını artırmalıdır.