Malatya’mızın son 15 yıldır ihtiyacı olan ve deprem sonrasında daha da önem kazanan bir konuya değineceğim bu yazımda.
Merkez iki ilçemizde yapılması gereken ticari alt merkezler, Malatya nüfus ve kent ölçeği açısından büyüse de çarşı kültüründen henüz kopamayan bir şehir... Barınma alanları ve konutlar şehrin dış çeperlerini yırtarak büyümeye devam ederken ticari alanların aynı oranda büyüyememesinin sebebi imar planlarındaki eksik ve hatalardır. Hayatın akışında bu ticari merkezlerin çok evvel planlanıp yapılmış olması gerekirdi. Ancak önceki dönem yöneticileri bu konuyu teğet çekerek Malatya’nın tek merkeze hapsedilmesine sebep oldular.
Özellikle depremden sonra müthiş bir fırsat yakalamışken ve bizlerin defalarca dile getirmesine rağmen yine bu konu ötelendi ve önemsenmedi. Malatya merkez projesinin hatalı ve kent hafızasına uygun yapılmamasından dolayı da bu ihtiyaç katlanarak arttı. Deprem sonrası esnaflarımızın çoğu kapatmak durumunda kaldı. Bu esnaflarımız 2.5 yıl boyunca çarşı merkez projesinin tamamlanmasını bekleyerek yeniden dükkânlarını açacakları günün hayalini kurdular. Proje yavaş yavaş tamamlanarak teslim sürecine girince bir de baktılar ki dükkânlar küçük ve ihtiyaç doğrultusunda yapışmamış. Halbuki biz bu konuyu her şeyi göze alarak, defalarca dile getirerek uyarılarda bulunmuştuk.
Velhasılıkelam esnaflar umduklarını bulamayınca bu sefer alternatif dükkân arayışına girdiler. Yeşilyurt’ta Karakavak, Tecde ve Çilesiz mahallelerinde, Battalgazi ilçesinde ise Yeşilçam Ceddesi’nde konutların altındaki dükkânlara akın etmeye başladılar. Bahsettiğimiz ticari alt merkezler daha önceden planlanmadığından dolayı binaların altındaki dükkânlara yerleşmek zorunda kaldılar. Gelişigüzel ticari merkezler oluşmaya başladı son altı aydır. Bu hayatın akışında gayet normal ancak doğru kent planlaması açısından doğru olmayan bir durum. Muhtemelen iki yıl sonra bahsettiğim mahalle ve caddeler gelişigüzel yerleşmiş ticarethane ve dükkânlarla dolup taşmış olacak. Yeterince dükkân olmaması ise kiraların, mülk değerlerinin orantısız artışına sebebiyet veriyor. Üç ay önce yıllık 250 bin liraya tutulan dükkânlar şimdilerde 400 bin liraları geçmiş durumda. Bundan üç ay sonra ise 700 bin lira olacağına kefil olabilirim. İlerleyen zamanlarda esnafın bu kiraları ödeyebilmek için ürünlerinin fiyatını şişireceğini tahmin etmek hiç de zor değil. Bu durumda da vatandaşın alım gücünün düşeceği ve yerelde kendi içimizde ayrıca bir kriz yaşanacağı kesin. Az dükkân rekabeti azaltacak, kirayı yükseltecek ve dolayısıyla ürün zamlanacak; vatandaş ciddi olumsuz bir tabloyla karşı karşıya kalacak.
Doğru kent planlamasının olmaması, zincirin halkaları gibi toplumun her kesimini olumsuz yönde etkiliyor maalesef. Bu dönem depremin etkisiyle elimize geçen fırsatı belki doğru değerlendirebiliriz diye umut etmiştim ama henüz bir çalışma göremiyorum.
Toplumun deprem travmalarını atlatması, şehrin ayağa kalkması ve psikolojik olarak "Malatya iyileşiyor." inancına sahip olabilmesi konusunda ayrıca yapılması gereken çalışmalar da var. Mesela Malatya’da çocuklu ailelerin zaman geçirebileceği alanların artırılması gerekiyor. Çocukların mutlu olduğu yerde aileler mutlu olur, ailelerin mutlu olduğu yerde toplumun tamamı mutlu olur. Bu konuda çocuk eğlence alanlarının artırılması, insanları deşarj eden doğa alanları ve yeşil alanların artırılması fazlasıyla önem arz ediyor. Bu konuda belediyelerimizin özel çalışmalar yürütmesi ve psikolojik hamleler yapması mecburidir.
Kültürel yapıların ayağa kaldırılması da turizm ve kent hafızası açısında çok önemli. Depremin üstünden 2.5 yıl geçti ancak tescilli-tescilsiz kültürel hiçbir yapımızı halen ayağa kaldıramadık. Bu konuyu ilçe belediyelerinin ciddiye almadığını düşünüyorum. Bakanlıklarla sürekli temas hâlinde olup ödenek alınması ve projelerin geliştirilmesi gerekiyor. Çırmıhtı ve Gündüzbey’de halen bir çalışma yapılmamış olması psikolojik olarak toplumu Malatya’nın ayağa kalkamayacağı düşüncesine itiyor ve umutsuzluk oluşuyor. Bu konuda gecikilmiş olsa da hızlıca reaksiyon gösterip sahaya inilmeli.

