Yaklaşık 3 yıl önce Sivrice depremini yaşayan Malatya’mız, 6 Şubat 2023’te çok daha büyük ivmeli depremlerle karşı karşıya kaldı. Özellikle şehir merkezinde bulunan yapı stoğumuz, bitişik nizam ve eski yapılar olduğundan ciddi yıkıma uğradı ve can kayıplarına sebebiyet verdi.
Bizler Mimarlar Odası olarak uzun bir süredir bu eski yapı stoğunun yenilenmesi için ada bazlı plan tadilatları yapılarak kentsel dönüşümün hızlandırılması konularında çalışmalar yapıp belediyelerimize çağrılarda bulunduk.
Kentsel dönüşüm mekanizmasını çalıştıramadığımız için bugün çok ciddi yıkımlar ve yaralar aldık maalesef. Özellikle de yumuşak zemin olan tarım alanlarının imara açılmaması konusunda uyarılarda bulunduk ancak bunların önüne geçemedik. Bundan sonraki süreçte şehir merkezinin yeniden planlaması sürecinde uzman kişilerin görüş ve önerilerinin alınması acil ve mecburidir.
Dünya tarihinde kaydedilmiş 9.5 şiddetindeki Şili depremi yaklaşık 10 dakika sürmüştü. 6 Şubat’ta yaşadığımız depremlerin yarattığı hasar, Şili depreminden çok daha fazla oldu. Bu kadar büyük bir yıkımın yeniden toparlanması çok ciddi bilimsel çalışmalar ve araştırmalarla gerçekleşebilir.
Yıllardır konuşulan şehir merkezimizdeki birçok hatalı ve çarpık kentleşmenin düzeltilmesi için bir fırsat var önümüzde. Otopark alanları, yeşil alanlar, meydanlar, cazibe merkezi hâline getirilmiş dükkânlar ve tüm fonksiyonları düşünülmüş yollar; Malatya’nın en öncelikli konularındandır.
Mimarlar Odası olarak Büyükşehir Belediyesiyle birçok toplantı yaptık, kendi öneri ve görüşlerimizi kendilerine ilettik. Şehrin paydaşı olan esnaf temsilcileri, bilim insanları, meslek odaları ve STK'lerin görüşleri alınmadan hazırlanan projeler kesinlikle ihtiyacı karşılayamaz. Hatalı bir proje Malatya’nın geleceğini tehlikeye atar ve tarih bizi affetmez. Kent merkezi için hazırlanan proje sürecinde elimizden gelen tüm gayretle ve mesleki tecrübeyle Malatya’mıza hizmet etmeye hazırız.
Bilindiği üzere Malatya'mızın çarşı merkezinin yıkılmasıyla ticarethanelerimizi, özellikle Bostanbaşı Mahallesi’nin büyük yıkıma uğramasıyla barınma alanlarımızı, Çırmıhtı ve Gündüzbey'in yıkımlarıyla da turizm merkezlerimizi ve kültürel yapılarımızı kaybettik. Bir şehri yaşanabilir kılan bu üç temel unsuru kaybedince insanlarımız yeniden toparlanma noktasında inançlarını yitirmeye başladı.
Bu alanları sokak sokak gezerek detaylı bir çalışma yaptık. Bilimsel olarak nasıl bir yol izlenmeli ve kent hafızasını kaybetmeden insanlarımızın özlem duyduğu Malatya’yı yeniden nasıl inşa edebiliriz diye çalıştaylar yaptık. Bu çalışmaların dikkate alınmaması ve Ankara merkezli bir proje ofisinin bu projeleri hazırlıyor olması bizler için hayal kırıklığı yaratıyor ve Malatya'nın kültüründen uzak, kent belleğinin çok ötesinde beton yığınından ibaret bir şehrin ötesine taşımayacak. Bütün gayretlerimiz göçün önüne geçerek demografik yapının bozulmaması ve insanlarımızın özlem duyduğu yeni bir şehir inşa etmek.
Konteyner kentlerde 120 bin vatandaşımız yaşıyor. Bu kışı da konteynerlarda geçirecekler. Önümüzdeki 1 yıllık süreçte hızlıca TOKİ binaları tamamlanmalıdır. Yerinde dönüşüm hibe ve kredisinin rakamları güncel inşaat maliyetlerinin çok altında olduğu için insanlarımız bu çalışmadan da şu an faydalanamıyor. Devletten aldığı yardım kadar da cebinden peşin olarak para vermesi gerekiyor vatandaşın. Bakanlığımızdan talebimiz, bu rakamların güncellenmesidir; aksi hâlde şehrin yeniden yapılaşması imkânsız bir hâl alacak ve yerinde dönüşüm mekanizması çalışmayacaktır.
Deprem sonrasına hazırlanmak yerine depremden önce neler yapmamız gerektiğini belirleyip yıkımı engellemek ve bu acı tecrübelerle yeni bir sayfa açarak kent politikalarımızı yenileyip hızlıca dönüşüm yapmamız gerekiyor. Bu dönüşümden başka bir alternatifimiz maalesef yok. Bu zorlu süreci en az hasarla ve en iyi projelerle dönüştürmek adına Mimarlar Odası olarak çalışmaya devam edeceğiz.
Bilimin ışığından ayrılmamak üzere...