Bu başlığa bakınca aslında neler olmadı ki sesini duyar gibiyim. Gerçekten de uzun yıllardır yaşanmayan birçok iklim, sosyal, ekonomik, doğa ve su kaynakları, bitkisel üretim, hayvancılık konularında çok şeyler oldu.

Pandemi deprem derken yavaş yavaş toparlanmaya çalışan ilimiz ve bölgemiz 2025 yılı itibari ile yeni olaylar, gelişmeler yaşanmasına neden oldu. Önce tarımsal üretim için oldukça önemli olan ve su kaynaklarının beslenmesinde birinci derecede etkili olan kış yağışları yeterli alınmamasına bağlı ciddi bir su krizinin yaşanacağının ayak sesleri gelmeye başladı.  Uzun yıllar ortalamasının gerek yıllık bazda gerekse de dönemsel bazda oldukça düşük yağışlar nedeni ile su kaynaklarında azalmalarla kendini gösterdi. Yaşanacak olası kuraklığa çare ararken Mart ayı içerisinde şiddetli dolu yağışları ile özellikle kayısı üzerinde meyve dökülmesi ve kalite kaybına sebebiyet verdi. Uzun yıllardır bu ve benzeri doğal afetler lokal bölgelerde etkili olurken, genelde ise her yıl bir şekilde yaşanan olaylar olarak tarif edilerek kabullenildi. Akabinde ilkbahar yağışlarının beklenenin altında seyretmesi su kaynaklarında azalmalar, baraj ve göletlerde yeterli su depolanamaması özellikle tarımsal sulamada ciddi bir hidrolojik ve tarımsal kuraklık yaşanacağının ilk görüntüleriydi. Bu durumu regüle etmek en az hasarla atlatılması için ile ilgili kurum kuruluşlar tedbir amaçlı öncelikli dikili arazilerin sulanmasına, tek yıllık su ihtiyacı fazla olan ürünlerin ekim alanlarının daraltılması, sulamada kapalı devre sulamaların artırılması, bu konudaki destekleme ve uygulamaların yaygınlaştırılması konuşulurken, çok uzun yıllar yaşanmamış bir doğa olayı ile karşılaşıldı.

İlimizin tarımı, ekonomisi sosyal hayatı bir cümle nerede ise her şeyi olan kayısı ile birlikte bütün meyve ve bazı tarla bitkilerinde hasara neden olan yer yer -15 C düşen zirai don olayı yaşandı. Yaşanan bu duruma bilinen zirai don tedbirlerinin çare olamayacağı bir durumdu ve uzun yıllar sonra ilimizde kayısı üretimi sıfır seviyesinde gerçekleşti. Yaşanan olay sadece ürün kaybına sebebiyet vermedi, birçok bölgede meyve ağaçlarının da zarar görmesine neden oldu. Süreç içerisinde meyve ağaçlarının zararını en aza indirmek yeniden toparlanmasını sağlamak amacı ile ilgili teknik kuruluşlar yoğun saha çalışmaları gerçekleştirerek meyve ağaçlarının en az zararla atlatmasına bir sonraki yıl verim kaybı yaşanmaması için birçok uygulama ve bakım çalışmaları yaptı.

İlimiz ekonomisinde önemli rol oynayan kayısı ticareti ise 2024 yılında 107.500 ton olarak açıklanan tahmini kayısı rekoltesi sonrası yıl içinde toplam ihracat 76.926 ton olarak gerçekleşmiş ve toplamda 410.891.000 dolar gelir elde edilmiş, 2025 yılında ise bir yıl önceden devreden üründen Kasım ayı sonu itibari ile 11 ayda yaklaşık 45 bin ton ihracat gerçekleştirmiş yaklaşık 275 milyon dolarlık da bir gelir elde etmiş görünmektedir. İhraç edilen ürün yaklaşık %42 azalırken, gelir olarak ise %33 oranında kayıp yaşanmıştır.

Özellikle kuru kayısı ihracatı pazarlanması, yetiştiriciliği bu konuda ki üretici, aracı, tüccar, ihracatçı bileşenleri konusunda geçmişten bugüne sıklıkla dile getirdiğimiz risk durumu ortaya çıkarak, daha önce hoyratça kayısı fidanı ihraç ettiğimiz ve bu konuda zaman zaman övündüğümüz ancak bizler bu durumun önümüzdeki en büyük tehlike olarak ifade ettiğimiz durum gerçekleşti ve İran, Özbekistan, Türkmenistan gibi ülkeler karşımıza rakip olarak çıktılar. Geçmişte fidan satarak o ülkelerde kayısı bahçesi kurulmasına katkı koyduğumuz ülkeler bu yıl ve korkarım bundan sonraki yıllarda da rakip olarak karşımızda duracak. Her geçem gün daralan pazarımız yeni rakiplerimizle daha da daralacak gibi görünmektedir.

2025 yılı sadece kayısı üretimi, ihracatı, yerel ticaretini etkilemedi. Bölgemizde yağışlarda önemli azalmalar neden oldu, İlimiz genelinde alansal olarak geçmiş yıllar ortalamasına göre %40 yağış azalması yaşandı. Bu ise su kaynaklarımız başta olmak üzere baraj ve göletlerdeki azalma, yer altı sularımızda azalma dolayısı ile hem hidrolojik hem de tarımsal kuraklık yaşanmasına neden olmuştur. Beklenen kuraklık yıl içerisinde kendini hissettirdi. Birçok baraj göletlerde sulama sezonunda önce kaynaklar azaldı, kısıtlı bazı bölgelerde yetersiz sulama yapılmak zorunda kaldı. Bu ise sadece meyve üretim alanlarında kalmadı tarla bitkilerinde özellikle hububatta yetersiz yağış kuraklık nedeni ile %30’lara varan verim kayıplarına sebebiyet verdi. Üretici beklediği rekolteyi elde edemedi, bununla beraber tarımsal girdi fiyatlarının sürekli artması, üretim maliyetini artırırken üretilen ürün pazarda maliyetinin altında pazar bulmasına neden oldu. TUİK verilerine göre Ekim ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 2,04, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 29,06, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33,66 ve 12 aylık ortalamalara kıyasla yüzde 32,3 yükseldi. Toplamda tarımsal girdi fiyatlarında yıllık %33,66 artış gerçekleşti. Mevcut yağış azlığı sonbahar döneminde de devam etmekte bu ise 2026 yılında da tarımsal kuraklığın olumsuz etkilerini yaşayacağımız anlamına gelmektedir. Özellikle kıraç şartlarda yetiştirilen arpa ve buğday üretiminde dekar başına verimlerde hissedilir azalmalar yaşanarak genel olarak dekara verim 400-450 kğ olması gerekirken bu yıl 200-250 kğ civarında gerçekleşti. Bu ise üretim verim kaybından kaynaklı maliyetinin daha altında gelire sebebiyet verdi.

Son yıllarda büyük ölçekli besi hayvancılık işletme sayılarının artması, küçük aile işletmelerinin yavaş yavaş terk edilmesi başka bir sorunu ortaya çıkardı. Yaşanan iklim değişikliği, kuraklık yaz aylarındaki uzun süreli yüksek sıcaklıklar yem bitkilerinde de verim kaybına neden oldu. Bu durum ise dolaysı ile hayvancılık sektöründe maliyetin artmasına neden olmuştur. Genel olarak hayvancılıkta yetiştiricilik maliyetinin %70’i yem giderleridir. Yaşanan durum nedeni ile yem bitkilerindeki verim kayıpları yetiştiricilik maliyetlerinin artmasına neden olmuştur.

İklim değişikliği, ani gelişen iklim olayları, üretim maliyetlerinin artması, üretilen tarım ürünlerinin maliyetin altında pazar bulması, su kaynaklarındaki azalmaya bağlı olarak sıklıkla ve şiddetli yaşanan kuraklık, bütün bu olumsuzluklar karşısında meydana gelen üretim arzındaki küçülmeyi ulusal bazda ithalatla kapatılmaya çalışılması, genel tarımsal üretim planlamasının uygulanmaması, havza bazlı ürün desteklemesi ve ürün deseni oluşturulmaması gelecekte bu benzere darboğazları daha sıklıkla yaşayacağımız anlamına gelmektedir.