Depremin yaşandığı günden bugüne kadar 25 aylık zaman diliminde çok konuşmadığımız ama ileride önümüze çıkacak birçok problem bulunuyor. Bunların en önemli ve tehlikelisi bence zaten depremden önceki zamanda da dezavantajlı olan bölgelerin deprem sonrasında harabeye dönerek yeterince önemsenmemesi.

Nerelerden bahsediyorum?

Çarmuzu, Kiltepe, Melekbaba, Taştepe, H.Ahmet Yesevi, Topsöğüt, Cevatpaşa, Bentbaşı, İlyas gibi çevre yolunun altında, yani kuzeyinde kalan mahallelerimizden...

Bu mahallelerin dokusunu çok iyi biliyorum. Eski, köklü mahalleler olmalarına karşın hiçbir zaman yeteri oranda ön plana çıkarılmadı. Bugün şehirdeki madde bağımlılarının, türlü türlü ahlaksızlıkların, gaspın, hırsızlıkların maalesef merkezleri hâline geliyorlar yavaş yavaş.

Neden? Çünkü eski evlerde bir şekilde mahalle kültürü deprem öncesinde yaşatılmaya çalışılırken şimdilerde o evler metruk hâlde. Öbek öbek yıkılmayı veya dönüşümü bekleyen adalar bulunuyor. O boş, terk edilmiş alanlarda özellikle geceleri maalesef türlü türlü kötü niyetli insanlar barınıyor.

Şehircilikte benim her zaman savunduğum tez, mahallelerin hafızasının ve sosyal dokusunun korunmasıdır. Sosyal dokunun muhafaza edilmediği ve mahalle kültürünün yok edildiği bir kentte en modern yapıları da yapsanız nafile!

Deprem sonrası alınan kararlar, baştan beri teknik ve yapısal olarak düşünüldü. Hiçbir zaman sosyal doku ve kent anlayışı ön planda tutulmadı. İkizce’ye transferi düşünülen 80.000 nüfusun kalacağı evin betonarme-statik güvenliğinin sorgulandığı kadar sosyal dengesi hesaplansaydı bugün mahalleler kendi dokusunda dönüşür ve bahsettiğim tehlikelerle karşı karşıya kalmazdık.

İvedilikle çevre yolunun altındaki mahallelerimizde okullar, bankalar, marketler, emniyet binaları, camiler, kitap kafeler, sağlık alanlarının yatırımları sağlanmalı ve şehirden kopuk düşünülmemeli.

Kitap kafe demişken bizim zamanımızda bazı mahallelerde kitap kafeler oluşturmuştuk. Bunlardan biri, İlyas Mahallesi Kitap Kafe’ydi. Aylık binlerce öğrenci bu imkândan faydalanıyor ve mahallenin gençlerine hizmet ediyordu. Öğrendiğim kadarıyla projenin uygulandığı mekân kapatılmış. Şu an bu projenin sonlandırılması şahsen beni çok üzdü. Çünkü böyle projelerin eksiklerinin tespit edilip daha geliştirilip daha iyilerinin yapılmasını hep hayal ediyorum ama ekonomik durumlar mazeret gösterilerek kapanmasının izahatı yok, yazık olmuş!

Çevre yolunun altına yapılan her hizmetin manevi sorumluluk olduğunu hatırlatmalıyım. Islah edilmeyen dereler, mezbelelik hâlde bırakılan mahalle meydanları, yerine yenisi planlanmayan deprem sonrası yıkılan okullar, camiler; zorla ayakta kalan metruk yapılar ve kapatılan kitap kafeler!

Bu gelişmeler ile maalesef bir gün yüzleşeceğiz.

STK’LARA ÇAĞRIM

Zor zamanda sivil inisiyatif alan başkanlarımı ve yönetim kurullarını bu yerlere sadece yardım amacıyla sahip çıkmalarını değil dokunun korunması ve yaşanabilir düzeyin artırılmasını sağlamaları hususunda katkıda bulunmaya davet ediyorum.

Bu şehirde ticari, mimari, inşaat, sanayi, bilim, sağlık faaliyetleri için öncelikle demografik ve sosyal unsurların bütünleyici olması gerektiğini unutmayalım.