KAYISI ÜRETİMİNDE BİZİ BEKLEYENLER

Fevzi ÇİÇEK

19-08-2024 17:53

İlimiz tarımı, sosyo-ekonomisi hatta statüsü bile kayısı üzerine kurgulanmaktadır. Her yıl ilkbaharda zirai don, dolu hasarı, yandı hasar gördü, hazirandan itibaren hasat için işçi temini, hasada müteakip yüksek maliyet-düşük pazar değeri serzenişleri, bir panikle elden çıkarma telaşı, hemen sonra kayısı para etmedi zarar edildi, üreticinin elinden çıkan ürün tüccar veya ihracatçı eline geçince fiyat yükselir, üretici biz kandırıldık vs. Yıllardır küçük değişiklikler ile beraber bu kayısı takvimi böyle işlemektedir.

Dünyanın her tarafında tarım yapılmakta, tarımsal üretim içinde meyve üretimi de önemli bir yer tutmaktadır. Bu meyve üretimi içerisinde kayısı üretimi azımsanmayacak miktarda ve dünyanın birçok bölgesinde yetiştirilmektedir. Benzer durum, ülkemiz için de geçerlidir. Hatta ülkemizin büyük bölümünde kayısı yetişmekte, oldukça da geniş kayısı bahçeleri de bulunmaktadır. Zaman zaman kayısı üretimi konuşulurken genel üretim alanları ilimiz ile kıyaslanmaktadır. Bilindiği üzere ilimiz kayısı üretimi kurutmalık üzerine yapılmaktadır. Bu nedenle kayısı üretimi ile kıyaslama yapılırken sofralık kayısı üretimi yapan iller, bölgeler ya da ülkelerle kıyaslama yapılırken rakip olarak görmeden değerlendirme yapmak gerekir. Aksi hâlde bu kıyaslamalar dünyada marka olduğunu iddia ettiğimiz Malatya kayısısına haksızlık olur.

Bu gerçekler ışığında her geçen gün artan üretim alanlarına rağmen yıllık 80-90 bin tonu geçmeyen rekolte, yine 70-80 bin tonu geçmeyen ihracat miktarı sarmalında kalan ilimizde; kuru kayısı sektöründe bugün yaşadığımız dar boğazlar artarak devam edecek gibi görünmektedir. Bu nedenle geçmişten bugüne her seferinde, her platformda ifade ettiğimiz geç kalınmış olunsa da daha fazla geç kalmadan tedbirler alınması kaçınılmazdır.  

Dünyada tarımsal ürün piyasasına bakıldığında oldukça hızlı değişimler yaşandığını görürüz. Bu değişimler tabii ki diğer ürünlerde olduğu gibi kuru kayısı piyasasında da yaşanmaktadır. Eğer bu sektörde varlığımızı ve hâkimiyetimizi devam ettirmek istiyorsak değişen ve gelişen bu şartlara uyum sağlamamız kaçınılmaz olacaktır.

Her geçen yıl üretim miktarlarımızda önemli bir artış olmamasına rağmen üretim alanlarımız artmaktadır. Bu ise üretim potansiyelimizin her yıl artması anlamına gelmektedir. İrdelediğimiz kuru kayısı dünya piyasasına bakıldığında Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi (INC) 2022/2023 istatistik yıllığı verilerine göre son 10 yılda kuru meyve üretimi sürekli yükselen bir eğilim göstermektedir. Son altı sezonda 3 milyon tonun üzerinde gerçekleşen kuru meyve üretimi 2022-2023’te 3,1 milyon tona ulaşmıştır. Dünyada tahmin edilen 3,1 milyon tonluk kuru meyve üretiminin 165,8 bin tonunu (%5) kuru kayısı oluşturmaktadır. Türkiye, 86 bin ton kuru kayısı üretimi ile dünya kuru kayısı üretiminin %52’sini tek başına karşılayarak birinci sırada yer almaktadır.

Yani Dünya kuru kayısı piyasası, toplam 165,8 bin ton. Sadece ilimizdeki kayısı yetiştiricilik alanı ve ağaç sayısına baktığımızda optimum şartlarda meyve vermesi durumunda Dünya kuru kayısı piyasasının tamamının üzerinde bir üretim kapasitesine sahip olduğunu görmekteyiz. Bu ise ilimiz kayısı yetiştiriciliği, üretimi ve pazarı için en büyük risk olarak durmaktadır. Bu nedenle acilen üretim planlaması yapılması ya da pazar ağının artırılması, yarı mamul ya da mamule dönüştürülerek katma değerinin artırılmasına yönelik AR-GE çalışmaları yapılması gerekmektedir.

Bu paralelde yine üretim alan ve miktarı artıkça arz-talep dengesinde olumsuzluk üretim (arz) aleyhinde olacağından tüketici daha seçici davranmaya başlamaktadır. Bu konuda son yıllarda en büyük kriter; kimyasal kalıntı, kükürt kalıntı miktarlarını önümüze koymalarıdır. İklim değişikliği ile mücadele amacıyla yapılan Paris Sözleşmesi dâhilinde (2021) taraf olduğumuz Yeşil Mutabakat kapsamında 2030 yılına kadar bugün kullanılan pestisit (zirai mücadele ilacı) miktarını %50 oranında düşürmemiz istenmekte ve biz de taahhüt etmiş bulunmaktayız. Bununla beraber tüketicilerin en çok dikkat ettiği kriter, kimyasal kalıntısı olarak belirtilmektedir. Bu nedenle ürün alım kriterleri değişmekte ve ihracatını yaptığımız gerek kuru gerekse de sofralık kayısı zirai ilaç kalıntısı gerekçesi ile ürünlerimizi almak istemiyor. Bu durum, her geçen gün pazarımızın daralmasına neden oluyor. Bu ise gelecekte bugünlerden daha fazla pazar problemleri yaşayacağımızın en bariz göstergesidir.   

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 2024-2028 ihracat hedefleri raporunda ihracatı bekleyen ve daraltacak olan sorunların biri de kuru kayısıda Çin artık 100 ppm kükürt kalıntısının üstünü almak istemiyor. Gıda kodeksi ve Avrupa Birliği ülkeleri şimdilik 2000 ppm kükürtlü kayısı almakta ancak gelecekte diğer konularda olduğu gibi bu konuda da seçici davranması kaçınılmaz gibi görünmektedir.  

Ürettiğimiz kuru kayısının en büyük pazarı olan Avrupa Birliği ülkeleri ve gelişmiş ülkelerin tüketicileri; satın alınabilinir, kaliteli, güvenli gıda, kısaca ne yediğini bilmek istiyor, bunun yanında çevrenin de bozulmadan kalmasını istiyor.

 

Peki, üretici ne istiyor? Birim alandan en yüksek verim, kaliteli ürün üretmek, ürettiğini satmak, emeğinin karşılığını almak, her yatırımcı gibi bir miktar kâr etmek istiyor.

Bunun için ne yapmak gerekiyor? Üretim için yatırım yapmak, yeni teknik ve teknolojileri imkânlar ölçüsünde uygulamak, kaliteli ismine doğru materyal kullanmak, bakım ve beslemeyi doğru yapmak, hastalık ve zararlılarla doğru mücadele yapmak, ekonomik bir ürün artışı sağlamak, hedefinde planlama yapmak gerekmektedir. Tüketicinin beklentileri, üreticinin beklentileri bu konuda yapılması zorunlu aşamaları geçmeden üretimde sürdürülebilirliği, karlılığı, dünyada tekel olmayı, başkent olmayı sürdürmek mümkün değildir. 

DİĞER YAZILARI 2025 YILINDA TARIMDA NELER OLDU? 01-01-1970 03:00 SON YILLARDA TARIMDA NELER YAŞADIK? 01-01-1970 03:00 KAYISININ NERESİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00 Deprem Sonrası Tarım Sektörü 01-01-1970 03:00 DÜNYA GIDA GÜNÜ 01-01-1970 03:00