Hayat devam ediyor.
Hayat, böyle bir şey.
1977 yılı, çocukluğumun geçtiği Mücelli Caddesi, Özden Sokak... Neredeyse sokağın tamamı yok. İlkokulum yok. Ortaokulun yıkılmış, o da yok.
Çocukluğumun tüm satır arası anıları, incelikleri, kafamdaki sesler, fotoğraflar, çarşı, yok. Orta ve lise döneminin sosyal yaşamı evden okula, okuldan eve gidiş gelişlerin arkadaş sohbetleri, o yürüyüşlerin tüm binaları, lafı sözü tutan ve onları yutup muhafaza eden cadde ve sokakların duvarları artık yok.
Şehrin hafızası diye bir tanımlama vardı. Neyi muhafaza ettik, ne kadar edebildik; biz bunu deprem öncesi tartışıyorduk. Allah için günahı çoktu yerel idarelerin. Artık onca çöküntü içinde neredeyse merkezde hiçbir şey yok.
Bununla birlikte hayat şu tozda dumanda devam ediyor.
Gidenler, kalanlar...
Ne giden ihanet etti ne de kalanlar şehrin aslı evlatları…
Eğitim, sağlık, ticaret… Kısacası hayat devam ederken durduramadı kimse ihtiyaçları.
Kimimiz için de zorunlu kalışlar, şehre sahip çıkışlar, onlarca mesele ile toza dumana beleniş…
Gidenlerde gözyaşı, uzaklardan neler oluyor merakı... Kalanlarda çoluk çocuk, eş dost Malatya’da kaldık ama kaç yılda Malatya ne olacak ile başlayan tartışmalar.
Şimdi bir inşa süreci...
İkinci yıl dolarken...
WhattsApp gruplarında kapı komşuların hakaretleri, küfür, kıyamet... Türlü anlaşmazlıklar, kilitlenmeler, mahkeme kapıları…
Koca çarşı, rezerv alanlar, hak sahiplikleri… Biz bize kalsak şu çarşı işinin altından kaç yılda hatta kaç on yılda kalkabilirdik? Mecburen devlet imkânları ile girilecekti, mecburen devlet aklı ile hareket edilecekti. Devlet; kanun, kural ve kurumları ile şu günler için var.
Şimdilerde çarşı oldu mu olmadı mı soruları… Bizim çarşıya hiç benzemiyor tespitleri…
Durum o ki
- Depremle o özlem duyduğumuz çarşı boş tarla noktasına dönüştü, hepimiz gözlerimizle şahidiz.
- Malatyalının tamamına sorsan yıkılmış çarşı bire bir aynı şekilde mi yapılsın, “hayır” cevabı çıkardı.
- Bu projeyi beğendiniz mi deseniz, kesinlikle bir “hayır” cevabı daha gelir.
- Ne olmalıydı diye sorsanız Malatya'nın nüfusu kadar farklı proje ya da detay çıkar.
Devlet aklı ve imkânları, kurumları ile birlikte istedik ki geçmiş çarşı ayrıntılarını önemseyerek bir ön çalışma yapsınlar. Sonra şehre gelip kültüründen ticaretine, sosyolojisinden tarihine ön çalışmayı şehrin tüm aktörleri ile masaya yatırsınlar. Tüm ayrıntılar üzerinde süre az değil, 2 yıl geçti; dura dura zaman zaman yeniden düzenlemeler ile bir ortak noktaya varılabilsin.
Olmadı.
Beceremedik.
Herkes itiraf etsin.
Şehrin siyasileri, seçilmişleri konumlarını tabana, halka, seçmene değil Ankara’ya borçlu oldukları için ne dendiyse “Evet” deyip bakan refakatçisi gelen yetkili nezaretçisi oldular. Ne zaman farklıydı ki zaten?
Şehir inisiyatifi yansımadı, yansıtılamadı.
Çıkan proje kimine göre bir cezaevi, kimine göre Barcelona planı benzeri. Ortada net tek şeyin harcanan onca kaynak ve işçilikle çarşı projesinin var olacağı ancak rötuş ve kimi dokunuşlarla daha kullanışlı, daha estetik hâle getirilmeye çalışılması olarak duruyor. İçimize asla sinmese de...
Bari bu dokunuşlar sırasında Maginder başkanı Salih Karademir’in yaptığı bir açıklamadan hareketle alıştığımız peynirciler, ayakkabıcılar, balıkçılar pazarları aynı küme içinde ve kısa sürede elinizle koyduğumuz gibi bulabileceğimiz nokta ve güzergâhlarda olsun.
Şu bir gerçek: Hepimiz yeni bir şehir merkezi ile tanışacağız. Herhalde hep beraber ve zorunlu olarak alışacağız.
Devlet nezdinde merkezde üç tescilli yapı var, yer ve planı değişmeyen: İlki, hükümet binası. Yani vali konağı. Aynı plan ve görselle yapılıyor, bitmek üzere. İkincisi, zarar görmemiş İnönü Anıtı ki İnönü Kapalı Çarşısı da zarar görmedi. Ve son olarak Yeni Cami. O da aynı yerine yakın aynı proje ile yapılıyor.
Proje ve planlamanın hani hadi canım dedirtecek en absürt hikâyesi kesinlikle Söğütlü Cami. Ordan olmayacak mı denmedi, yapılamaz mı denmedi, üzerine milyonlarca laf mı söylenmedi ama eski emekliler parkı alanına konumlanıyor.
6 Şubat unutulmayacak.
Kaybettiklerimiz, özlemlerimiz...
Telafisi olmayan neler neler…
Ama devam eden süreçte başka çare yok; geleceğin Malatyalıları, çocuklarımız için onlarla beraber yürüyeceğiz.
Unutmadan, unutamadan… Zor olacak ama takılıp kalmadan...
