1800'lü yılların ikinci çeyreğinde Malatya'da bir salgın hastalık görülüyor. Sadece üç beş yıl içerisinde Malatya büyük bir depremle sarsılıyor.
Yakın zamanda yaşadığımız meşhur Covit-19 salgını ardından yaşanan depremler sanki bir şeylerin tekrarı gibi görülebilir.
“Tarih tekerrürden ibarettir.” sözü boşuna söylenmiş değil. Türkiye'nin çok farklı coğrafyalarında kimi zaman deprem, kimi zaman bir büyük toprak kayması, sel ve benzeri afetlerle insanlar ani ve zorunlu büyük göçler yaşadılar.
6 Şubat depremleri sonrası bunu en yakından hissederek ve çok büyük bir acıyla Malatyalı da yaşadı. Kimi resmi kayıtlara göre Malatya'da 6 Şubat depremlerinin hemen sonrasından başlayarak ilimizden ayrılmış insanlarımızın sayısı 230 bin civarında. Bunların bir bölümü yeniden Malatya'ya döndü. Hayata tutunmaya, ayakta durmaya çalışıyor.
Gelen insanlarımızın sayısı, dönmeyenlerimiz ve bulunduğu şehirde tutunmaya çalışanların oranı çok net değil.
Bu saatten sonra gidenlerimizin ne kadarı geri döner, kalanlar ve geri dönenlerin ne kadarı bu şehre ne kadar prim verir, ne kadar bekler? Bunlar tam bir muamma.
İlginç olan şu: Biz bu depremden sonra gerek hava yoluyla gerek kara yoluyla yoğun biçimde göç yaşarken bizzat içinde bulunan hatta bu planlamayı mecburen yaparken o insanlarımızı bu şehirden uğurlarken gözleri dolarak yaşananlara şahitlik eden devlet protokolünden geriye kimse kalmadı.
6 Şubat'ın Valisi Hulusi Şahin ile başladı, araya İçişleri Bakanlığı ve askeri şura kararları da girdi. Seçimlerle yaşanan değişiklikler de eklenince ortaya şu çıktı: Şehrin Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı, merkez ilçeler Yeşilyurt ve Battalgazi Belediye Başkanları, il emniyet müdürü, 2. Ordu Komutanı, AFAD il müdürü ve ilgili olduğu için söyleyelim çevre şehircilik il müdürü dahil tamamı değişti.
Değişimden midir bilinmez on binlerce il dışına zorunlu göç yaşamış Malatyalıya ne bir bayramda ne de depremin yıl dönümünde selam yollayıp “Siz olmayınca bu şehir çok eksik, bir gün dönmeniz için çalışıyoruz.” diyen de çıkmadı.
Burada özellikle milletvekilleri konusunda belki de biraz kısa, öz bir analiz yapmakta fayda var.
İşin kötü tarafı, Malatya'da tıkanmışlıkların olduğu zamanlarda hep çok büyük beklentiler içerisine giren seçmen, büyük hayal kırıklıkları ile karşılaştı.
Deprem olmuş; ortaya çıkanlar, çıkması gerekenler için taşın altına elini koymak, ateşten gömleği giymek gibi kriterler koymuşuz, laflar etmişiz... Yıkık dökük şehrin ağlayanları, anılarımızın arkasından koşanlar olmuşuz. Ama genel merkezlerin bayağılıkları yakamızdan düşmemiş. Seçmen de “Değiştirirse şunlar, değiştirmezse bunlar…” diye başlamış, onlar da ortalama davranmış.
Karşımıza bir milletvekili listesi çıkmış.
AK Parti, iktidar partisi kriz merkezlerinin ilk bilgi verilenleri bir insiyatif alsalar belli olacak ama sessiz kalıp risk almamak bu tanıdığımız arkadaşların genel prensibi.
Liste belli olmadan önce bu şehirde ne yapıp edip liste başında bir bakan olacağı iddiası dolaştı hatta bu iklim eski milli eğitim bakanı ya da mevcut kültür ve turizm bakanı olabileceği yolunda büyük beklentiler oluştu. Deprem döneminin Malatya'da koordinatör bakanları Malatya milletvekili adayı gösterilebilirdi. Şöyle bir ses yükseldi: “Zaten Malatya'da bir bakan var. Hatta bizzat Bülent Tüfekçi’den Malatya'da iş adamları derneğinin düzenlediği bir sünnet şöleni sırasında ben kulaklarımla işittim. Bülent Tüfekçi gerçekten farklı olabilir Malatya'da da her şey çok farklı olabilirdi. Bakanlık yaptığını muhtemelen unutuyor. Partinin geçmişteki dönem yöneticiliğini, mevcut milletvekili içerisindeki ağabey pozisyonunu aklına bile getirmiyor olmalı. Bütün kamuoyundan şu sesi duymuyor olma imkânı sıfır. Bülent Tüfekçi, etkisiz eleman. Deprem sonrası hatta aylar sonrası yapılan seçimin liste başı adayı, hiçbir değişim olmaksızın yine sessiz. Ankara'dan gelenler eski bakan rolüyle karşılıyor ama başkaca öne çıkan hiçbir tarafı yok.
Bana göre Malatya milletvekilliği tarihinin en düşük profili İhsan Koca. İhsan Koca ile ilgili icraatları ancak bir resim albümünde toplayabilirsiniz. Tüm resmi Malatya geliş gidişlerinde, bütün resmi toplantılarda fotoğraf vermenin dışında şehrin tanımadığı, görmediği, bilmediği, sesini uzun süredir duymadığı, telefonlara bakmaması ile ünlü il başkanlığı tartışmalıyken neden milletvekilli adayı gösterildiğini hiç kimsenin anlayamadığı, sırf bu sebeple küskünler ordusu oluşmasına sebebiyet verdiği enteresan bir adam. Ne yapmak istediğini gerçekten kimse anlayabilmiş değil.
İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak… Bu arada ilk üç sıra Ak Partili de hukukçu. Milletvekili Ölmeztoprak, önce kendisiyle yarışmalı, sonra 2007 yılından 2023 yılına kadar kesintisiz milletvekilliği yapmış listenin tek bayan vekili Öznur Çalık ile de kendisini bir karşılaştırmalı. Allah için çabalıyor ama mevcudu okumanın dışına çıkamıyor. Ankara'da müstakil bakan ziyaretleri yapıyor ama mesela orada bir şey sorgulamak yerine aldığı bilgileri buraya ileten bir muhabir gibi. Değişim, değiştirenindir deniyor ya, değiştirenlerden değil.
AK Parti listesinin en az tanınan, en son dakika tanınanı Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan. Bazen siyasette kale boşalır. Golü attığınızda bütün tribünün bakışları size yönelir. Bu kadar sessizliğin içerisinde belki şehri en az tanıyan milletvekili Babacan, yaptıkları, açıklamaları ile o kadar öne çıktığını düşündü ki (kaldı ki öne çıktı) bir siyasi tecrübesizlikle basın açıklaması bile yaparak “Artık eskisi gibi olmayacak.” dedi. “Malatya'nın farklı kutuplarını birleştiren milletvekili artık var.” dedi. Bu açıklamadan sonra çok kısa bir süre içerisinde geri alındı. Ama mevcut sessizlik içerisinde öne çıkan isim Babacan olunca kendisi de bunu yapmaya muktedir gördü.
Şimdi öncelikle tecrübeli tecrübesiz üslup doğru değil eksiği görüp buna göre üzerine bir görev edinen Milletvekili Babacan'ı bir yere koyalım. 2002 yılından bugüne il başkanı, milletvekili, sonra yeniden il başkanı ve sonra yeniden milletvekili İhsan Koca'yı bu belirsizliklerin içerisinde nereye koyalım? Bakanlık yapmış abi Bülent Tüfekçi’yi, üzerine alınmadığı Malatya meseleleri nedeniyle ne yaptığını düşünerek gerçekten nereye oturtalım?
Gerçekten benim teklifim resmi tören, karşılama, ağırlama, gönderme, toplantılara katılma dışında çok icraatları görülmeyen AK Partili milletvekillerinin bu icraatlarını içeren bir fotoğraf sergisi ile taçlandırılmalarıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu, muhalefete konumlanmakla birlikte aslında Cumhur İttifakı’nın 5. milletvekili. Malatya meselelerinde çoğu zaman Meclis’te yerinden yaptığı açıklamalarla ya da değerlendirmelerle öne çıkıyor. Kimi aksaklıklar, Malatya'nın o büyük sorunları Milletvekili Fendoğlu tarafından dile getirilmekle beraber Cumhur İttifakı’nın etkisiyle bir muhalefet milletvekili rahatlığında ifade edilemiyor. Milletvekili Fendoğlu’ndan bu noktada özellikle beklenen bakanlıklarla çok daha rahat görüşmesi, AK Partili milletvekillerinin bir muhabir edasında aldıklarını tez elden Malatya'ya iletip çalıştıkları yönündeki imaj hareketlerinin aksine daha tutarlı, toplumun şikâyetlerinin en üst makam ve devlet kurumlarına en yakın şekilde ifade edilmesi. Bu konuda da ciddi bir hareketliliğin yaşanması lazım.
Malatya'nın asıl muhalefet Milletvekili Veli Ağbaba... 2011 Haziran seçimlerinden bugüne Cumhuriyet Halk Partisi'nin Malatya’dan tek tabancası olarak görülüyor. Oldukça etkin… Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmalar özellikle muhalif kanattan büyük ilgi görüyor. Kendince tutarlı bir muhalefet içinde. Veli Ağbaba'nın üslubu kimi zaman büyük tartışmalara da neden oluyor. Ağbaba’nın önünde aslında iki yol vardı: Bir muhalefet milletvekili olarak hem söylemleriyle dikkat çekmek hem de bakanlıklar başta olmak üzere devlet kurumları ile bunların üst düzey yöneticileri ile arasında bir en sıcaklığı bırakarak çözüm odaklı çalışmak. Ağbaba, ikinci olanı seçip muhalefet kesiminde daha popüler, daha anlaşılır ama iktidar cephesi ile ilişki kurmayan bu yolu seçti. Belli muhalefet kanalları kürsüden toz çıkaran bu konuşmalarla yine muhalif kanada Milletvekili Ağbaba’nın konuşmaları ve söylemlerini daha izlenebilir kesitlerle aktardı. Deprem döneminde daha fazla halka dokunuş yaptığı kesin. Tam bu noktada defalarca belediye başkan adayı bulamamış ama hiç “ağ baba” kozunu oynamamış Cumhuriyet Halk Partisi'nde son seçimlerde büyükşehir belediye başkan adayı oldu.
Deprem, eksikler, büyük dertler, hele yapılmış bulunan dokunuşlar söylemleri ile üzerine ayrıca büyük ilgi çekti. Komşu il Adıyaman'daki CHP milletvekilinin merkez belediye başkan adaylığının da oradaki popülerliğinin de bunda payı var. Neticede uzun süredir alınmayan bir oy oranı ve seçim sonucu Milletvekili Ağbaba’yı biraz da işin doğrusu şaşırtarak farklı kesimlerden de oy alabileceği gerçeği ile karşı karşıya getirdi. Cumhuriyet Halk Partisi Malatya teşkilatı ile ilgili geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesaplarından birinde şu yazıyordu: “İşte Ağbaba ve teşkilatı.” O kadar parti içinde içselleştirilmiş ki teşkilatı partinin değil Ağbaba’nın teşkilatı olarak nitelendirilebiliyor.
Şimdi omuzlarımda daha büyük bir sorumluluk var ifadesiyle milletvekili seçimlerinde de bu oy oranı ve alınan oy sayısına ulaşabileceğini bu kesimlerle ilişkisini hiç kesmeden devam ettirmesi gerektiğini düşünüyor. Uzun süre ihmal ettikleri, belki iletişim kurmadıkları tepkili ve ortadaki bu seçmede dokununca parti fark etmeksizin oy alabileceklerini öğrendikleri bir seçim olması anlamında değerli. Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir usul değişikliği oluyor, genel başkan artık Cumhurbaşkanı ile görüşüyor, gölge kabine gerçek AK Partili kabinenin üyeleri ile bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunuyor. Ekonomiden sorumlu gölge kabine üyesi, genel başkan yardımcısı Malatyalı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, geçtiğimiz günlerde hazineden sorumlu Bakan Mehmet Şimşek ile bir araya geldi. Bütün medyanın üzerine odaklandığı bir görüşme ile ilgili Yalçın Karatepe kanal kanal tüm medyaya dakikalarca açıklamalarda bulundu. Aynı Karatepe yıllar önce kendi memleketi Malatya'dan milletvekili adayı olmak için geldiğinde Malatya'da sahipsiz bırakılmış, sonrasında tekrar Ankara'ya dönmüştü. Ben odaklı parti bakışı toz duman içinde kimsenin gözükmesine müsaade etmiyor. Bugünkü AK Parti ile başlayan görüşmeler Veli Ağbaba üslubunda bir değişikliğe neden olacak gibi görünmemekle beraber farklı kesimlerle olan temas ve oy devşirme ihtimalini nereye götürecek, bunu da hep beraber göreceğiz.
ZOR DOSTUM ZOR...
YORUMLAR

