6 Şubat felaketinin en ağır izlerini taşıyan 4 ilden biri olan Malatya’da, bizi geleceğe umutla bakmaya yönlendirecek birkaç güzel şey görmek istiyoruz. Ancak felaketten sonra geçen süreye baktığımızda işlerin çok iyi gitmediğine şahitlik etmek bizleri üzüyor.
Düşünelim, felaket günü ve sonrasında bir gün dahi geleceğe umutla bakacağımız bir kriz yönetimi görebildik mi?
İlk günler işler iyi gitmiyordu. İnsanların büyük bir şok içerisinde iken ve geleceği ile ilgili “Ben ne yapacağım? Ailem ne olacak?” sorularını kendi kendine sorduğu dönemde yapılan hiçbir açıklama teselli olmuyordu.
11 ilin etkilendiği bir depremde, derdini anlatamayan bir Malatya…
Yöneticilerinin yaptığı ilginç açıklamalar ile manşetlerden düşmeyen bir Malatya…
Geçirdiği 2 seçimde, konuştuğu, haykırdığı, dile getirdiği “sahipsiz Malatya” sözlerinin sonucunu sandığa yansıtmayı beceremeyen bir Malatya...
Bir şehir düşünün, yaşadığı bu sıkıntılardan kurtulabilmesi için güçlü, dirayetli ve Ankara’da sözü geçen etkin milletvekillerine hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyduğu bu dönemde, tablo ortada. Etkisiz, sessiz ve çaresiz bir kadro…
Cumhuriyet tarihine yetiştirdiği devlet adamı, sanatçı ve bürokratları ile damga vurmuş bir Malatya... Yıkıntıların içerisinden yeni bir yüzyıla doğru nasıl ayağa kalkacak? Bir bilinmezlik…
Şehrin yönetimi Ankara’ya teslim.
Kendi yaşayacağı şehirle ilgili ortaya konan hiçbir projede söz sahibi değil gibi.
Basına yansıya projelerde ortaya çıkan, yerel yönetim-merkezi yönetim çelişkileri, insanları yordu.
“Masaya yumruğunu vuracak” ve kendi Malatya’sını ayağa kaldırma dirayetinde olduğunu gösterecek, şehrin geleceğini şekillendirecek projeleri ortaya koyacak yerel yöneticilere ihtiyaç var.
Ankara’dan gelen ve çoğu kez Malatya gerçekleri ile uyuşmayan projelere “Hayır!” diyebilecek, Malatya halkının çoğunluğunun “Evet” diyeceği projeleri hayata geçirebilecek, liderlere ve yöneticilere ihtiyaç var.
Hiç duydunuz mu 3 büyük belediyemizden birinde, Ankara’da ortaya konan projelere alternatif bir proje çalışması? Tam bir teslimiyet...
Gerçek şu: Malatya’da 6 Şubat sonrasındaki hemen hemen tüm yöneticilerimiz değişti ancak şehrin gelecek ile ilgili endişeleri değişmedi.
Seçimler bitti, Malatya tercihini belirledi. Artık Malatya’nın gündemi deprem ve sonrasında Malatya’nın inşası diye düşünürken bir önceki dönemle hesaplaşma dürtüleri ile harekete geçen yöneticiler… Seçimin hemen ertesi günü başlatılan görev değişiklikleri ve sonrasında çalışanlar arasında yaşanan huzursuzluklar… Bunlara önceki yazımda da değinmiştim.
Zaman geçmiş değil. Toparlanmalı ve tekrar bir yol haritası oluşturulmalı.
Yaşanan kaos ortamını yok edecek, birlik ve beraberliği pekiştirecek, tüm sivil toplum kuruluşları ve bürokratların aynı masa etrafında toplanıp kararlar alabileceği bir Malatya’ya ihtiyaç var.
Malatya’nın kaybedecek vakti yok.
Şehir doğru ve yaşayanların beklediği, onay verdiği şekilde inşa edilmeli.
Şehri terk edenlerin şehre dönüşünün hızlandırılacağı projeler uygulamaya girmeli.
Şehrin moralini yükseltecek ve geleceğe umutla bakmasını sağlayacak projelere imza atılmalı.
Gelecek endişesini ortadan kaldıracak ve şehri bir “dedikodu kazanı” olmaktan kurtaracak, doğru ve hızlı bilgilendirme sistemleri devreye sokulmalı.
Malatya, bu zorlukları aşabilecek bir şehir.
Yeter ki yönetenler kararlı olsun, bu zorlukların üstesinden gelebilecek lider özelliklerini sahaya hissettirsin.
Özetle, Ankara’ya “Bu şehirle ilgili son kararları biz veririz.” diyebilsin.
Saygıyla…
