Kentler; doğal, kültürel, tarihî, mimari, sosyal ve yapay ögeleri içinde barındıran ve bu ögelerin karşılıklı etkileşim içerisinde olduğu yapılanmalardır.
Deprem yaşadığımız günden bu yana sokaktan şehri yönetme gayreti ve yersiz eleştiriler, toplumun hızlı kentleşme, inşa ve ihya beklentisini bir yaygaraya çevirerek maalesef gerek basın gerekse halk olarak sadece eleştirerek yöneticilerin planlama ve uygulama konusunda istemedikleri kararları almalarına sebep oluyoruz. Bu sebeple kentleşme sürecini kontrollü ve planlı gerçekleştirilebilmesi için her bireyin depremi fırsata çevirerek şehrin ve gelecek nesillerin sosyal, kültürel ve ekonomik olarak güzel bir kentin meydana çıkması için hem sabırlı hem de kendi gücü nispetinde mücadele etmesi gerekir.
Buradan Sayın Valimiz Seddar Yavuz Bey’e teşekkür etmeden geçmek çok büyük haksızlık olur. Sayın Valimiz bir Malatyalıdan daha çok mücadele ediyor, gece gündüz demeden şehrin bütün sorunlarına çözüm bulmaya çalışırken Malatya’da sürekli yaşayacakmış titizliğiyle emek veriyor.
Şehri yönetmekte iki icra makamı var. Birinci icra makamı Vali Bey, ikinci makamı ise Büyükşehir Belediye Başkanı’dır. Milletvekilleri, il başkanları icra makamı değil rica makamıdır. İcra makamında olanların uyumu şehir için büyük bir şanstır. Çok iyi bir uyum ve gayretle mücadele ettikleri için çok teşekkür ediyorum.
Gerek Sayın Vali gerekse Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı’mızın şu inşa ve ihya döneminde iletişim ve ilişkileri ile yarattıkları sinerji, bir dönem kıskanarak hatta hayıflanıp hiddetlenerek izlediğimiz diğer deprem bölgesi şehirlerinden bizi adımlarca ileri taşınmasının önünü açtı. Şehrin icracı makamlarının bu uyumuna tüm siyasi, sosyal kurum kuruluşlarında hiçbir alt üst hesap gözetmeden, tamamen Malatya hassasiyeti ile omuz verilmesi gerekir kanaatindeyim.
Yükselen binalarla beraber şehrin sosyal yaşam alanlarının planlanması toplumun geleceğe umutla bakmasını sağlayacaktır. En az 500 bin metrekare alanda çocuk oyun alanları, yürüyüş yolu, hayvanat bahçesi, spor aletleri, sosyal alanları ve yeşillendirilmiş bol oksijenli, dumansız bir şehir parkına ihtiyacımız var.
Malatya olarak başka bir değerimiz de İnönü Üniversitesi ve Turgut Özal Tıp Merkezidir. Bu değerli kurumumuz, Türkiye’nin bütün şehirlerinden hatta birçok ülkeden tedavi amaçlı gelen insanlara şehir vitrini gibi olan hastanemizdir.
Üniversitede yıkılan derslik sayısının çok olması, eğitim alan öğrencileri çok olumsuz etkiliyor.
Turgut Özal Tıp Merkezimizin en önemli ihtiyaçlarından biri otopark yetersizliği. Hastasını getiren bir vatandaş, otopark yeri bulamıyor; bir iki km ileriye aracını park edip âdeta sırtında hasta taşıyor.
Şehir için planlanması gereken diğer bir ihtiyaç ise ağır sanayi yatırımlarıdır. Doğunun batısında yer alan şehrimizin ticari ve ekonomik kalkınmasının, toplumun refah seviyesinin yükselmesi açısından önemi büyüktür.
Malatya’nın derdiyle dertlenen bir fert olarak 6 Eylül’de Malatya’mıza gelecek olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Bakanımız Murat Kurum Bey’den hastane ve üniversitemizin bu ihtiyaçlarına çözüm bulmaları ve ağır sanayi yatırımı için özellikle savunma sanayi yatırımlarında şehrimize destek olmalarını rica ediyoruz.


