Genelde bir alışkanlıktır yıl sonunda bu yıl nasıl geçti diye analizler, eleştiriler ve siyasilerin performans karneleri konuşulur, dolayısıyla 2025 yılı içinde durum farklı değil.
Genelde bu yaklaşım ve değerlendirmeler daha çok eleştirel olur, tabi ki bunun farklı sebepleri vardır onları konuşmaya gerek yok,olmuş ile ölmüşü konuşmaya gerek yok, olması gerekenleri konuşmak daha faydalı olur.
Elbetteki geçmişi konuşup bir takım sonuçlar ve tecrübeleri ortaya koymak önemlidir, ancak en önemlisi geleceği konuşup tartışmak, toplumsal bilinç oluşturmak çok daha kıymetli.
Bu yazıda daha çok siyasiler, yerel yöneticiler, oda başkanlarını ve bürokratları konuşmayacağım, bütün eksikleri, hataları birilerine mal ederek kendi hatalarımızı ve sorumluluklarımızı görmemek adil bir yaklaşım olmaz, toplum olarak eksikliklerde ki payımız nedir bunu konuşalım.
Devletleri, siyasal iktidarları, siyasetçileri,stk oda başkanlarını ve egemenleri ahlaki ilkelere uygun davranmaya zorlamak,ancak hak,hukuk,adalet, görev ve sorumluluk ilkeleriyle örgütlenmeyi başaran toplumlar için geçerlidir.
Şöyle ki; biz iyi olurlarsak yöneticilerimiz de iyi olur, biz kötü olursak yöneticilerimizde kötü olur. Zira yöneticilerimiz bizim içimizden olan toplumun içinden, toplumun seçtiği veya toplumun talep ve beklentileri ölçüsünde atanmış insanlardır.
Bir toplumda görülen gelişme ve yükselme hali o toplumun bütün değerlerini kapsar. Bilim, sanat, ticaret, ekonomi, endüstri, devlet, hukuk, ahlak, din, sosyal gelişmelerin ve yükselişin, ya da gerilemenin ve düşüşün gözlemlendiği başlıca alanlardır. Eğer bir toplumda iyileşme olursa sözü edilen alanların hepsinde kendini belli eder. Kötüleşme de böyledir.
O YÜZDEN DÜZELTMEYE
KENDİMİZDEN BAŞLAMALIYIZ.
Nasıl mı; toplumsal menfaatleri kendi menfaatlerimizin önünde tutarak.
İnsani değerleri geleceğe ve gençliğe miras bırakma şuuruyla.
İlişkilerimizi ilke ve ahlak zeminine oturtup, çürümüş rantçılık ve kayırmacılık zihniyetine karşı çıkarak.
Bize yapılmasını istemediğimiz şeyi,başkasına yapıldığında haksızlığa karşı durarak.
Emaneti ehline teslim ederek.
Farklı düşünce, fikir ve inançlara saygılı davranıp, merkeze insanı koyan bir anlayışla.
Helal ve Haramı, doğru ile yanlışı kendine göre değil, kural ve kanunlar doğrultusunda değerlendirmek.
Başkalarını kurtarıcı olarak beklemek yerine, kendimizi sorunun kurtarıcısı olarak görüp elimizi taşın altına koyarak
Oy kullanırken partizan, ırkçı, mezhepçi bir yaklaşımla değil, ehliyet liyakat anlayışıyla hareket edersek.
Demokratik yönetimin varlığı ve sürekliliği; vatandaş olma bilincine sahip ve bu bilinç çerçevesinde uygun davranışlar sergileyen insanların çoklukta olmasıyla sağlanabilir.
Biz ne yapıyoruz?
Milletvekili seçerken ehliyet liyakate bakmadan partizan bir ruh haliyle oy kullanıyoruz, partim güç kaybetmesin diye kendimizi ve şehrimizi cezalandırıyoruz, halbuki toplum taleplerini yukarıya ulaştırmayı başarabilse veya yanlış kişiler aday gösterildiğinde oy vermeyerek kendi partisine iyilik yapmış olacağı bilinciyle oy vermezse partiye kalite katacağını bilmeli.
Belediye başkanı seçerken namaz kılıyor, oruç tutuyor diyerek övüne övüne oy veriyoruz,seçimden sonra bu nasıl Müslüman diye dert yanıyoruz, seçerken müftü veya cami imamı değil belediye başkanı seçtiğimizi hizmet almayınca farkediyoruz.
TSO-ESOB-MTB başkanlarını seçerken sermaye düşmanlığı yaparak seçiyoruz,sermaye düşmanlığıyla seçtiğin bir başkan nasıl seni şehri, ticaret ve sanayisine büyüme yolunu açacak, ekonomisi gelişmiş şehirlere bakın bakayım bu kurumların başında kimler var, neden bizden çok daha iyi durumdalar hem ihracatta hem şehrin ekonomik refah seviyesi olarak, çünkü bu kurumlarda şehrin et etkin tüccarları ve iş insanları var.
Siz kendinize ait şirketinize bir müdür seçecek olsanız hangi özelliklere sahip birini seçersiniz?
Vallahi güzel kur-an okuyanı seçmezsiniz.
Vallahi partisine, ırkına, mezhebine bakmazsınız.
Vallahi iyi bir insan diye müdür yapmazsınız.
Şirketinizi büyütecek, size para kazandıracak çalışkan ehliyet, liyakat sahibi olan birini alırsınız.
O halde sadece bizim değil bütün Malatya nın geleceğini, çocuklarımızın hatta torunlarımızın geleceğini ilgilendiren yöneticiler seçmek zorundayız.
Sorumluluk ve imkan bizim elimizde ve yetkimizdeyken yapmamız gerekeni yapmıyorsak kimden ne bekliyoruz, neden şikayet ediyoruz.
Bu yöneticiler Allah tarafından bize yazılmış kaderimiz değil, kendi elimizle başımıza getirdiğimiz insanlar, suçlu biziz, suçlu arama kardeşim.
Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez.(RAD SURESİ 11.AYET)
Evet düzelmek istiyorsak kendimizi düzelterek başlamalıyız, Allah sorunlarımızı çözsün ortadan kaldırsın diyecem ama,
Sorunların giderilmesi için alemlerin rabbi olan Allah tan istemeye yüzüm yok.
Allah demez mi ey kulum akıl ve irade verdim sana, daha ne vereyim sana derse,verecek cevabım yok ne diyebilirim ki, verdiğin aklı kullanmayı bilmiyorum mu diyeyim.
2026 yılının sorgulayan, eleştiren ve tefekkür ederek doğruyu yapanlar için hayırlı olması dileğiyle.
Selametle.Kalın sağlıcakla.
