6 Şubat felaketinin izlerini silmeye çalışan Malatya, Kale merkezli depremle birlikte bu gerçekle yaşamak zorunda olduğunu yeniden iliklerine kadar hissetti.

Malatya, depreminin yaralarını tedavi etmeye çalışırken konteynerlerde yaşayanlar, “Yaklaşan soğuk günleri nasıl geçireceğiz?” diye kara kara düşünürken, 16 Ekim’de 5.9 büyüklüğünde bir deprem daha yaşadı; psikolojik olarak 6 Şubat’a geri döndü.

Şehrin hiç olmadığı kadar moral motivasyon desteğine ihtiyacı var.

Bir yolu olmalı hızlı toparlanmanın. Birileri elini taşın altına koymalı ve yöneticiler çok hızlı yol alacak, toplumu umutlandıracak, nitelikli göçü engelleyecek bir şeyler yapmalı şehrimizde.

Her seçim öncesinde ballandıra ballandıra anlatılan ancak hiç hayata geçemeyen “ortak akıl” devreye girmeli.

Şehrin yönetimindeki dağınıklık giderilmeli, birlik ve beraberlik içerisinde ayağa kalkış süreci yönetilmeli ve Malatya’nın potansiyeli her yönü ile değerlendirilmeli.

Kanaat önderleri, şehrin abileri, şehre sevdalı olan büyüklerimiz bir heyet oluşturmalı; bu heyet, her yönüyle şehrin kalkınmasını değerlendirmeli ve hızlı yol almak için bütün ağırlığını şehre hissettirmeli.

Öncelikle acil bir şekilde müteahhitleri toplayıp yerinde dönüşümün hızlanması için belediye ve kamu kuruluşları birlikte koordinasyon sağlamalı ve konut yapımı hızlanmalı. Bunun için müteahhitlere engel olan sorunlar, kanunlar çerçevesinde ortandan kaldırılmalı.

Şehir yeniden ayağa kalkarken 6 Şubat öncesinde şehircilik açısından yaşadığı sorunlardan kurtarılmalı.

Felaketin izlerini silinirken şehrin ortaya koyduğu hedeflere daha sağlam adımlarla ilerleyeceği projeler devreye sokulmalı.

Hakkını vermeliyiz; deprem sonrasında Malatyalı iş insanlarımızın anında müdahalesi ve barınma, giyecek ve yiyecek gibi temel sorunların çözümünde verdikleri mücadeleyi unutamayız.

Malatya’yı çok sevdiklerinden hiç şüphemiz olmayan iş insanlarımızın, şehrin yeniden yapılanması sürecinde de ellerini taşın altına koymalarını ve Malatya’ya sahip çıkmalarını bekliyoruz.

Bugün her sektörde marka değeri yüksek kurum ve kuruluşların arkasında güçlü Malatyalı iş insanlarının olması bizi gururlandırıyor.

Şehrin hafızası olan merkezdeki camilerimizin yeniden inşa edilmesi ve yıkılan eğitim yuvalarımızın yeniden ayağa kaldırılması için sorumluluk alan ve elini taşın altına koyan iş insanlarımıza minnettarız.

 

Malatya, bölgenin sağlık merkezi olma hedefini güçlendirmeli.

Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal, Malatya’nın bölgesinin sağlık merkezi olabilmesi için ABD’deki Houston Methodist Hastanesinden yola çıkarak Turgut Özal Tıp Merkezini Malatya’ya kazandırdı.

Uzun yıllardır Malatya ve bölgesine önemli sağlık hizmeti veren ve yurt dışından da hastaların geldiği Turgut Özal Tıp Merkezinin deprem sonrasında nasıl bir tablo ile karşı karşıya olduğunu çok net bilmiyorum. Ancak Malatya’nın sağlıkta çok ciddi sorunlar yaşadığını, Elazığ veya başka illere tedavi olmaya hatta poliklinik muayenesi için giden hemşehrilerimizin varlığından haberdarız.

Bu tablo, şehrin moral motivasyonu açısından önemli.

Ancak düşünün, bölgesinin sağlık merkezi olmayı hedefleyen Malatya’nın bugünlerde bir Acıbadem Hastanesinin Malatya’ya geleceğini öğrenmesi, psikolojik olarak neleri değiştirir? İnsanlar, bir şeylerin olumlu olarak değiştiğini görür; geleceğe umutla bakar.

Turizm sektörünün önemli markalarından The Green Park’ın Malatya’ya geleceğini görmek, şehrin marka değerini güçlendirmez mi?

Malatya sevdalısı olan ve eğitim konusunda memleketine önemli yatırımlar yapmış Sayın Mehmet Ali Aydınlar’ın da Sayın Adil Üstündağ’ın da böyle bir sürecin atlatılmasında Malatya’ya değer katabilecek, moral verecek bu yatırımları gündemlerine alabilecek isimler olduğuna inanıyorum.

Yeter ki hatırlatalım, talep edelim.

Şehri yönetenler,  sivil toplum kuruluşları ve bugüne kadar önemli katkıları olan Malatyalı İş İnsanları Derneği’ne (MİAD)  sorumluluk düşüyor.

 

Malatyaspor, kaderine terk edilmemeli.

Bu arada, Malatya’da herkesin ortak sevdası, (sağcısı, solcusu, alevisi, sünnisi, Türk’ü, Kürt’ü, partilisi, partisizi hiç fark etmez), herkesin ortak değeri Malatyaspor; artık gevrek gevrek sömürenlerin elinden alınmalı ve hatırı sayılır bir yönetim oluşturulmalı.

Unutmayalım, Malatya’da bugün binlerce insanı aynı ortama toplayabilen, aynı duygu ve heyecanı yaşatabilecek, şehrin birlik ve beraberlik duygularını güçlendirecek, bu dönemde en fazla ihtiyaç hissettiğimiz aidiyet duygusunu güçlendirecek önemli bir unsurdur Malatyaspor. Tabii başarıya koşan, aldığı sonuçlarla keyif verebilen bir Malatyaspor…

Yıllardır gerek belediyenin gerekse taraftarın verdiği maddi desteğe çöken ve kirliliği meydana çıkınca emanetçi bırakan yanlış insanlardan temizlenmeli. Karnını ve cebini dolduran değil, kurumsal bir takım oluşturacak Türkiye’nin hemen hemen her ilinde hatırı sayılır iş insanlarımızdan bir yönetim oluşturulmalı. Bu oluşum, takımı ayağa kaldırarak hemşehrilerimize bir moral motivasyon kaynağı olacaktır.

Şunu hepimiz biliyoruz ki kötü gün dostları unutulmaz, onlar hep sevgi ve dua ile anılır. Ben inanıyorum ki planlı bir şekilde yol aldığımızda ve samimi bir şekilde sorunlara çözüm aramaya başladığımızda kimin neye imkânı varsa seferber olacaktır.

Bu kadar her türlü desteği vermiş, duyarlı, vicdanlı, vefalı dünya ve Türkiye markası olmuş hemşehrilerimiz var. LCW markası sahibi Sayın Vahap Küçük ağabey ve kardeşleri, Taha grubundan Sayın İsmail Kısacık ağabey, Rönesans Holding sahibi Sayın Erman Ilıcak Bey, Sayınn Hacı Bayram Kızılaslan Bey, Sayın Rıdvan Mertöz bey gibi birçok değerimiz var. Adını zikrettiğim bu değerli Malatyalıların şehrimize çok büyük destekleri oldu; gurur duyuyoruz, bundan sonra da gurur duymaya devam edeceğiz. Rabbim güçlerine güç katsın, bir verdiklerini bin yapsın inşallah!

Hep beraber bir kalkınma hamlesi başlatarak çok büyük işleri kısa bir sürede başarabiliriz.