Aslında bugün farklı bir yazı okuyor olacaktınız ancak bir dost meclisinde belediyelerdeki etik olmayan birtakım işlerin ve yönetim biçiminin uygulandığına şahit olunca yazıyı değiştirme kararı aldım.
Kamu kurumlarına atanmış ve seçilmiş yöneticilerin asıl görevi, kamu yararına mal ve topluma hizmet sunmaktır. Ancak son yıllarda zorba, taraflı yöneticilik sadece seçilmişlerin yönetim tarzından çıkmış; atanmış yöneticilerin de yaranma, pozisyonlarını koruma adına tercih ettiklerine üzülerek şahit oluyoruz.
Seçilmiş yöneticilerin hizmetten daha çok önemsedikleri, güce sahip olmak, toplum yararına faydalı çalışmalar yapacak ehliyet ve liyakat sahibi bürokratlar yerine emir eri olacak, doğru olanı değil isteneni yapacak, elde edilen gücü korumak ve büyütmek için atamalar yapmaları çok acı.
Elbette bunu atanan bütün bürokratlar için söylemek doğru değil, adil de olmaz; ehil olana sözümüz yok. Ancak göreve gelir gelmez bırakın çalışanların görev yerlerini değiştirmek, saçma sapan sebepler ortaya sürerek çalışan insanları işten atmak, bu tip yöneticilerin adil bir yönetim yerine yandaş ve akrabalarına iş alanı açmaktan başka bir şey değildir.
Bir günde 28 alt kademe çalışanları (garson, çaycı vs) işten atarak hizmet kalitesini mi arttırdınız?
Her seçilen, “Benden önceki başkan, seçim öncesi eleman almış.” bahanesiyle yıllardır çalışanları işten atıyor; “Çok fazla işçi var, bütçemiz yetmiyor.” diyerek işçi çıkarıyor.
Peki, madem öyle, en az işçisi olan belediyenin 1000’in üzerinde çalışanı var, belediye başkanları 5 ay önce seçildi kaç tane yandaş ve akraba işe aldınız?
Başarılı olan bürokrat ve müdürleri 4 yıllık çalışma ve hizmet başarısını bile kabul ettiğiniz halde neden işine son verdiniz?
Daha mazbatayı bile almadan bütün müdür ve daire başkanlarından neden istifa istediniz?
İnsanları, “Kaderiniz bir A4 kağıdına bağlı!” diye tehdit etmek nedir?
Tehdit ettiğiniz kişilerin inisiyatif almayacaklarını, risk almayacaklarını, imza atmaktan kaçınacaklarını ve işlerin aksayacağını düşünmediniz mi?
Şehir yerle bir durumdayken sizler seçildiğiniz günden beri personelle uğraşmaktan başka ne yaptınız?
Bütün bunların akla dayalı tek bir açıklaması vardır.
Yönetici-yandaş-ortam üçlüsünü oluşturarak zorba yöneticilik ortamı sağlayanların asla hizmet ve eser bırakmak gibi bir ideali olamaz. Çünkü ehliyet ve liyakati olmayan tayin ettiğiniz yöneticiler başarısızlıklarını gizlemek için sizi zorbacı bir yönetim tarzına doğru yönlendirerek hep fitne fücur ve ayak kaydırmaktan başka hiçbir fikir ve düşünce aklı olmayanlardır.
Ehliyette ve liyakati olmayan çevrenize doldurduğunuz insanlar, üretemez ancak kraldan çok kralcı olurlar.
Size bir bitkiden örnek vereyim: Canavar otu.
Canavar otu, familya bitkisidir; tam parazit bir bitki olduğundan klorofor yoktur. Bu nedenle fotosentez yapmaz, asalak ve tembel bir bitki, kök sistemleri bulundurmaz ve tarım alanında yeşerdiği taktirde çevresindeki faydalı bitkilerin köklerine dolanarak onlardan beslenir, faydalı bitki ve ekinleri kurutur.
Yöneticilik, aynen böyledir; ehliyeti, liyakati, becerisi olmayan yöneticiler kurumdaki verimli ve faydalı insanların kuyularını kazarak alan açarlar ancak o kuyuya en son kendileriyle beraber o göreve hakkı olmayarak kendisini getireni de düşürürler.
Beş ilde deprem sonrası yapılan hizmetleri araştırıyorum. Çalışma bitince detaylı bir şekilde paylaşacağım. Ancak şunu söyleyebilirim: Diğer şehirlerin çok gerisindeyiz. Bunun sebebi, onların şehir ve hizmete odaklanmış olması; Malatya’nın ise personelle uğraşmaktan, yandaşa alan açmaktan başka hiçbir şey yapamamış olmasıdır.
Bırakın hizmet etmeyi, halkı bilgilendirmeyi bile beceremediler.
Şunu çok iyi bilmeliyiz ki baskıcı olan yöneticiler, işlerini yürütmek için güce ihtiyaç duyar; ortak akıl ile yönetmek yerine korkutarak etkilerini göstermeye çalışırlar.
Machiavelli, 1517 yılında yazdığı Prens isimli kitabında şunu söyler: “Yönetenler güçleri, yöntemleri ve servetleri uyum içinde olduğu sürece başarılı olurlar; yoksa edindikleri her şeyi kaybederler.” Bu görüşe içtenlikle inanıyorum.
O yüzden elimize bir imkân geçtiğinde itibar, onur, haysiyet ve ahlakın her şeyden önemli olduğunu hiç ama hiç unutmadan davranmalıyız. Zira makamlar geçicidir, eğer inanmıyorsanız sizden önce o koltukta kimin oturduğuna ve geçmiş dönem başkanları panosundaki fotoğraflara bakın.
Rabbim sizlere topluma ve insanlığa hakkıyla hizmet etmeyi, makam gidince başı dik gezmeyi nasip etsin!
Kalın sağlıcakla.
