DEPREMİN YIKTIĞI, SİYASİ ÇEKİŞMELERİN KAYBETTİRDİĞİ ŞEHİR

Mehmet HASKUL

09-02-2025 17:54

Depremin üzerinden tam iki yıl geçmiş olmasına rağmen bu felaketin insanlarımızın üzerinde bıraktığı şaşkınlık, öfke, çaresizlik, güven kaybı, kontrol kaybı, ölüm korkusu ve gelecek kaygısı gibi endişeler ne yazık ki devam ediyor.

Depremi 11 il yaşamış olsa bile bütün Türkiye psikolojik olarak depremi yaşadı ve bölgedeki sıkıntıları iliklerine kadar her insanımız hissetti.

Asrın felaketi olarak nitelendirilen bu deprem sonrasında asrın dayanışmasına şahit olmanın bir depremzede olarak gururunu ve tesellisini yaşadım.

Yaşanan kaos ortamında yağma, hırsızlık gibi istenmeyen durumlara şahit olsak bile ülkenin her tarafından yardıma gelen, dua eden ve kenetlenen bir millet olduğumuzu gördük. Ben, bu felaket sonrasında insanlarımızın vicdani ve insani olarak her türlü fedakarlığına şahit oldum elhamdülillah; bu vesileyle tekrar teşekkür ediyorum.

Deprem gibi doğal afetlerin önüne geçmek gibi bir imkânımız ne yazık ki yok. Ancak tedbirli, eğitimli bir toplumla beraber dayanıklı yapılar inşa etmek mümkün. Bu anlamda sınıfta kaldık desek doğru olur.

Elbette ki yaraların sarılacağına, şehirlerin yeniden ayağa kalkacağına inanıyoruz.

Özellikle depremden en ağır yıkım ile karşı karşıya kalan, içinde Malatya’nın da olduğu dört şehrin yeniden ayağa kalkış mücadelesi mercek altında. Hangi şehirde yerinde dönüşüm, rezerv alan çalışmaları ve güçlendirme işlemleri ne aşamada; adım adım gözleniyor, takip ediliyor.

Şehirlerin ayağa kalkış sürecinde yerel yönetimler ve şehrin siyasetçilerinin ortaya koyacağı performans çok önemli. Durum böyle olunca biz de bu yazımızda Malatya’nın siyasetini ve yerel yönetiminin son iki yılını mercek altına alıp değerlendirmek istedik.

SİYASET ÇIKMAZ SOKAKTA

Deprem felaketinin yaşandığı şubat ayında Türkiye’nin gündeminde milletvekilliği seçimleri vardı. Büyük felakete rağmen seçimin yapılmasına karar verildi ve seçimler gerçekleşti.

İnsanların deprem felaketinin şokunu henüz tam olarak atlatamadıkları ve deprem sonrasında yaşanan sıkıntıları yüksek sesle dile getirdikleri bir dönemde gerçekleşen seçim sonrasında Malatya’da Ak Parti’de 4 milletvekilinin 3’ü değişti. Yeni isimler sahaya çıktı. MHP ve CHP’de isimler değişmedi.

Seçim bitti, artık yeni seçilen milletvekilleri Malatya’nın sorunlarının çözümünde birlik ve beraberlik içerisinde bir tablo ile hareket edip sorunlarımız birer birer çözülür diye girilen beklentiler ne yazık ki seçimden birkaç hafta sonra ortaya çıkan tavırlarla hayal kırıklığına dönüştü. Biz, tüm seçilenlerin böylesine büyük bir felaketin aşılması sırasında siyasi çekişmeleri bir kenara bırakmalarını beklerken Ak Parti çatısı altında seçilen isimlerin bile birlikte hareket edemediğine tanıklık ettik. Daha ilk günlerde ne yazık ki aralarında “Partide benim dediğim olacak!” çekişmesi başladı.

Hatta deprem felaketinin yaralarının sarılması öncelikleri olmadı. Öncelikleri “Yakında yerel seçimler var. Kendi adamımı başkan yapmalıyım, gücü elime geçirmeliyim!” düşüncesi olunca o beklenen birliktelik tablosu hiç oluşmadı.

Bu durum bizi şaşırttı mı? En azından ben kendi adıma söylüyorum hiç şaşırmadım.

Çünkü Ak Parti kurulduğu günden beri Malatya’da hiçbir zaman bir birliktelik olmadı. Hep bir kaos ve çekişme ortamı gördük.

Verilen makamları hazmedememekten mi kaynaklı yoksa kendilerine has karakterlerinden mi kaynaklı bu durum? Bilinmez. Ama şu bir gerçek ki Malatya, Ak Parti iktidarına verdiği gücün karşılığı olan hizmeti alamamanın sıkıntısını hep yaşadı.

Sürekli çekişme, sürekli ayak oyunları…

Hakkını vermek lazım, Sayın Hakan Kahtalı’nın il başkanlığı döneminde sağlanan iki üç yıllık birliktelik tablosu Malatya’ya bir bakanlık kazandırdı. Ancak sayın bakanın  Malatya’ya faydası kocaman bir hiç oldu.

İnanın abartmıyorum hatta isterseniz 2002 yılından itibaren hafızalarınızı birkaç örnekle tazeleyelim.

İlk seçilen milletvekillerinden sayın Ali Osman Başkurt ve Sayın Ahmet Münir Erkal çatışması… Arkasından Sayın Ömer Faruk Öz, Sayın Cemal Akın çatışması… Ardından Öznur Çalık-Cemal Akın çatışması… Sonrasında yine Sayın Ömer Faruk Öz ve Sayın Öznur Çalık arasındaki çatışma… Ve Sayın Selahattin Gürkan ile Sayın Öznur Çalık çatışması...

Hatta öyle bir hâl aldı ki durum, artık bazı siyasiler diğerlerinin ayağını kaydırmak için sivil toplum kuruluşları ve oda başkanlarını bile çatışma alanına çekerek itibar suikastı başlattılar.

 

Ama bunu yaptıran siyasiler kısa süre sonra başka siyasilerin kullandığı bir stk başkanının itibar tetikçiliğine hedef oldular.

 

Siyasi bir ahlak olmadığı gibi şehirde sivil toplum ahlakı da kalmadı maalesef!

Merak ediyorsunuz, bu çatışmalarda Sayın Bülent Tüfekçi hiç yok muydu?

Elbette ki hep vardı ancak çok mahirdir mavi boncuk dağıtmada Bülent Bey. Genelde hepsini birbirine düşürür, oturup pastasını yer. Kavgayı ve ayak kaydırmayı sessiz yapar, kendi siyasi geleceği için en yakınındakine bile çelmeyi atar ama hissettirmeyecek kadar mahirdir çelme atmakta. Ak Parti iktidarı süresince işgal ettiği koltuklara bakın: il başkanlığı, milletvekilliği, bakanlık. Ama Malatya’ya tek bir hizmeti olmuş mudur? Varın, bunun cevabını siz verin.

Sayın ihsan Koca’dan bahsetmek bile israf olur; hep Malatya’dan aldı, bir tek çivi bile çakmadı. Sayın İnanç Kara Ölmeztoprak, kendisi ne yaptığını bilmiyor; ben de anlamış değilim doğrusu.

Yerel seçimler dayandı kapıya. Sayın Selahattin Gürkan depremde hiç iyi bir sınav vermemiş, insanlar çaresiz ve acılar yaşarken Selahattin Bey toplumda hızla itibar kaybına uğramıştır. Belki beş yıllık görev süresi içinde tarih boyunca eşine az rastlanır bir pandemi dönemi ve ardından büyük bir deprem yaşanmış olsa dahi ne yazık ki şu başarılı hizmeti yaptı denilebilecek bir hizmeti olmadı. Her şeye rağmen deprem sonrası hızla irtifa kaybeden belediye başkanına şehir için, insanlık için destek olması gereken milletvekilleri tam tersini yapıp tekrar aday edilmesin diye yalnız bıraktılar ve yapmak istediklerine de engel oldular.

YENİ DÖNEMDE DEĞİŞEN BİRŞEY YOK

Gelelim yenilere… Sayın Abdurrahman Babacan, “Ben bu şehir için bir fırsatım.” diyerek siyasete ayar vermeye çalışırken genç olması, siyasette acemi olması, halkın dilini bilmemesi, şehir mozaiğini ve dengelerini bilmemesi maalesef onu da birçok hataya sürükledi.

Yerel seçim listelerinde iyi kulis yaptı, etkili oldu ve bence Sayın Sami Er ile Sayın Bayram Taşkın’ın aday edilmesinde büyük etkisi oldu.

Malatya, bu dönemi yakından takip ederken belki milletvekilleri ile belediye başkanları birlikte uyumlu çalışırlar ve sorunları hızlı bir şekilde çözerler diye bekledi. Ancak kısa sürede böyle bir uyumun olmadığı hemen hissedildi.

Peki neden istenen uyum sağlanamıyor? Hep bir çekişme, hep bir kaos…

Benim gördüğüm, Malatya halkında bir umutsuzluk hissi... Gelecek ile ilgili ciddi bir kaygı... Şehrin yeniden inşası sırasında yerel yöneticilerin etkisizliğinden kaynaklı bir endişe hâkim.

İktidarda milletvekilleri değişti, yerel yöneticiler değişti. Değişmeyen tek şey, bir birliktelik ortamının oluşturulamaması. İnsanlarımız bekledi; yeni milletvekilleri, yeni belediye başkanları, uyum içerisinde yönetilecek bir Malatya…

Şu anda Malatya’da yaşanan tablo şu: Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er yalnız kaldı. İnsanların kızgınlıkları ve kırgınlıkları Büyükşehir Belediyesine yönlendirildi. Herkes kendini kenara çekti.

Birlikte sorunları çözecek olanlar, özel ortamlarda Büyükşehir Belediye Başkanı’nı itibarsızlaştırmak için âdeta gayret gösteriyorlar.

Öznur Hanım’ın yokluğu ne kadar belli değil mi?

Hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Malatya çok arıyor, bir sorun olduğunda derdini anlatabileceği ve çözüm üreten Öznur Hanım’ın yokluğunu Malatya hissediyor.

Büyükşehir Belediye Başkanı’nın muhalefetle yaşadığı bir sıkıntı yok; sıkıntısı kendi partilileri ile ne yazık ki. Sanıyorum, anlamak isteyenler anladı durumu.

 

KAVGA BİTER DERKEN YENİ BİR KAVGA

Evet, şu ana kadar ortaya koyduğumuz tabloda ortaya çıkan gerçek şu: Malatya ne kaybetti ise kavgadan ve kaos ortamlarından kaybetti.

Güçlü bir iktidarın şehirlere hizmetteki en etkili isimlerinin belediye başkanları olması gerekiyor. Çünkü yerelde hizmet ve projelerin uygulanması o şehrin kalkınması ve gelişiminde büyük önem taşır. Milletvekilleri, mecliste partileri için mesai harcarlar.

Biz burada da işi yüzümüze gözümüze sürdük.

O dönemki Ak Parti milletvekillerinin ve il yönetiminin istekleri dışında Sayın Cemal Akın’ın Malatya Belediye Başkan adayı olması ilk kaosu tetikledi. Beş yıllık sürede Sayın Akın, partisi ile verdiği kavgadan Malatya’ya doğru dürüst zaman ayıramadı. Son noktayı da partisine ve milletvekillerine rağmen belediye binasını yıktırarak koydu.

Başını Sayın Öznur Çalık’ın çektiği milletvekilleri, Cemal Bey’i gönderdi; Sayın Ahmet Çakır yerine geldi. O dönemde belediye üzerinden çok çatışma ve kavga yaşanmasa da milletvekilleri arasında hiç hızını kesmeden devam etti.

Sonrasında Sayın Selahattin Gürkan’ın başkan seçilmesi ve yine Ak Parti tarihinde örneğine az rastlanır bir kavga... Gürkan, görevi bir AK Partili belediye yönetiminden aldığını unutmuş; “Enkaz devraldık!” söylemi ile eski yönetimi borçları ve yaptıkları yanlışları şüphe uyandıracak şekilde dillendirmişti.

Bu durum hiç hukuk sürecine girmemiş. Tartışmalar Malatya’ya fayda getirebilecek bir sonuca gitmemiş. Milletvekilleri, parti yöneticileri ve belediye başkanları arasında yeni bir kavga dönemi başlatmıştır.

Sonuç; o milletvekilleri gitmiş, o başkanlar gitmiş, Malatya açısından koca beş yıl boşa harcanmıştır.

Bu kavgalardan çok çekmiş olan Malatya, Sami Er ile yeni ve artık hizmet odaklı bir döneme girmeyi beklerken bu kez Sayın Sami Er, görevi bir Ak Partili yönetimden aldığını unuturcasına ilk icraat olarak Gürkan dönemini belediyeyi borç batağına soktuğunu şüphe oluşturacak ifadelerle hedefe koymuş oldu. Maalesef yine hukukî bir süreç yönetme yerine yine sadece yıpratma kampanyası gibi yürüdü işler.

Bunda bir önceki dönemden dolayı Sayın Gürkan’dan intikam almayı bekleyenlerin yönlendirmesi ve etkisi var gibi. Yoksa yıllardır İstanbul’da olan bir insanın Malatya’ya gelir gelmez böylesine hızlı bir şekilde kavga ortamına girmesi çok mantıklı değil.

Bundan bir sonuç çıkar mı, çıkmaz mı; bilmem.

Parti genel merkezi buna müsaade eder mi?

Ama şunu çok iyi biliyorum; Malatya, bu kavgalardan ve bu kavgaların sonucunda kaybettiği hizmetlerden dolayı kızgın.

Depremin yaralarının sarılması için yapılacak hizmetleri bekleyen Malatya, artık kavga değil hizmete odaklanmış yöneticiler istiyor.

Şehrin gerçek ihtiyacı bu, gerçek gündemi bu.

Malatya’nın bir beş yılını daha kavga ile kaybedecek lüksü yok. Malatya yeniden ayağa kalkmak için çaba sarf ederken ona güç vermek, destek vermek sevdası Malatya olan herkes için bir görevdir.

Şimdilerde yalnızlaştırılmak istenen ve içten içe başarısız olması kendi partilileri tarafından arzulanan bir büyükşehir belediye başkanı var.

Ben bu şehrin bir evladıyım, insanların bu kadar sıkıntıdayken bir belediye başkanının başarısız olmasını isteyecek kadarda vicdansız ve insanlıktan çıkmış olamam.

O işgal ettiğiniz koltukları bir gün terk edeceksiniz ve bir hiç olacaksınız, psikolojiniz bozulacak, yanınızda bir dost hatta selam vereni bulamayacaksınız.

O çevrenize hak etmediği ve ehil olmadığı hâlde getirdiğiniz insanlar size ilk tekmeyi atacak, bunu bilin. Sizin adalet anlayışınıza göre İlahi adalet tecelli eder bunu unutmayın.

Ya bu görevlere talip olmayacaktınız ya da gerekeni yapacaksınız, kendi egolarınızı tatmin etmek için mi girdiniz bu işe yoksa hizmet için mi?

Kavganın bile bir şerefi vardır, hasmını bile sırtından vurmayı kendine yedirmez onurlu insan, sırttan vursa vursa dost bildiğin vurur.

Toparlanın, Allah rızası için bu gidişata dur deyin ve şehre hizmet edin, vebali büyüktür kamu hakkının.

Vebali büyüktür evi yıkılmış, iş yeri enkazın altında kalmış insanların.

Vebali büyüktür yaşlısıyla, hastasıyla, çocuklarıyla konteynerde kalan insanların.

Vebali büyüktür şehri terk etmiş, geçim sıkıntısı yaşayan insanların,

Bir yönetici veya seçilmiş, neden kaybeder biliyor musunuz? Stratejik ve kurmay akıldan yoksunsa; etrafını vasıfsız ve vizyonsuz insanlarla dolduruyorsa; hizmet değil koltuk peşindeyse; toplumun çıkarı yerine kendi ve çevresinin çıkarlarını önemsiyorsa; kin, kibir, enaniyet sarmalına dalmışsa; hak ve adaletten uzaklaşmışsa, devletin ve milletin tek kuruşunu israf ediyorsa, kendisi zenginleşip toplum fakirleşiyorsa ve en önemlisi, kendi koltuğunu korumak için her türlü pisliği, haksızlığı mübah görüyorsa… İşi zordur, imtihanı zordur, hesabı zordur…

Bunları Allah şahit olsun ki muhalif duygularla yazmıyorum, insani ve vicdani olan kalbimle yazıyorum. Muhaliflik, seçim döneminde olur.

Kim olursa olsun, hangi partiden olursa olsun seçilmiş olana destek olmayı gerektirir ahlak ve erdem.

Hizmet aksamış, insanlar mağdur olmuş, şehir geriye gitmiş, sanayi ve ticaret güç kaybetmiş, sermaye terk etmiş şehri. Bu sorunlar çözülmedikten sonra kimi suçlarsanız suçlayın; ister belediye başkanını ister milletvekilini suçlayın, hiçbir fayda sağlamaz.

Büyükşehir belediye başkanına karşı ciddi bir olumsuz algı yönetiliyor, yalnızlaştırma operasyonu yapılıyor, hizmetler aksıyor maalesef.

Sami Bey bir seçilmiş; bugün var, yarın yok. Ama şehir ta Hititler’den bu yana Milid, Melid, Milidia, Meliddu diye vardı. Bugün ve bundan sonra da Malatya olarak var olacak inşallah.

Daha güzel bir yaşam için birlik olma zamanı… Siyaset, sivil toplum kuruluşu, iş insanı, esnaf... Sorumluluk bilinci olan herkesin birlik olma ve birbirine destek olma zamanı.

Bırakın çatışmaları, siyasi yarışları; 2029 yılında seçim zamanı yine çıkar rakip oluruz, konuşuruz, tartışırız.

Şimdi birlik zamanı.

Şimdi güçlü bir Malatya’nın temellerini atma zamanı.

Allah’ım, beni nokta kadar menfaat için virgül gibi eğilenlerden eyleme; hak ve hakikati bedeli ne olursa olsun savunanlardan eyle!

Kalın sağlıcakla.

DİĞER YAZILARI ORTADOĞU ve EMPERYALİZM SÖMÜRGESİ. SÜREÇTE İNSAN KALABİLMEK.. 01-01-1970 03:00 GEÇEN YILI MI KONUŞALIM? 2026 YILINDA NE YAPMALIYIZI MI? 01-01-1970 03:00 KENTLEŞME ve KALKINMA 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Değerlerini Birlikte Yaşatacağız 01-01-1970 03:00 Turgut Özal Tıp Merkezi Gerçekleri 01-01-1970 03:00 Aslında En Büyük Felaket Hangisi? 01-01-1970 03:00 BU ŞEHRİN KUTUPLAŞMAYA DEĞİL, KARDEŞLİK ORTAMINA İHTİYACI VAR! 01-01-1970 03:00 TEPKİ DEĞİL, GÜVEN VE ETKİ 01-01-1970 03:00 İş İnsanlarımızın Malatya’ya Bakışı Önemli 01-01-1970 03:00 “Bu şehirle ilgili son kararı biz veririz.” diyebilmek.. 01-01-1970 03:00 CANAVAR OTU ve YÖNETİCİLİK 01-01-1970 03:00 BU ŞEHİR HEPİMİZİN 01-01-1970 03:00